Yaygın Anksiyete testi; Yaygın Anksiyete Belirtileri, Tanısı, yaygın anksiyete Tedavisi ve Yaygın Anksiyete Kaygının Bilişsel Davranışçı Yaklaşımla terapisi; M+ Psikoterapi, Ankara

M+ PSİKOTERAPİ     Klinik Psikolog ve Psikiyatrist İşbirliğinde Terapi Ortamı, Ankara 05067644000

 
  • M+ Psikoterapi.com a hoşgeldiniz

    Doç. Dr. Çiğdem Soykan,
    Klinik Psikolog & Psikoterapist & Evlilik-Aile Terapisti

  • psikoterapi-psikolog

    Psk. Dr. Filiz Özekin Üncüer,
    Klinik Psikolog & Psikoterapist & Bilişsel-Davranışçı Hipnoterapist

  • psikoterapi-psikolog

    Prof. Dr. Atilla Soykan,
    Psikiyatrist & Psikoterapist & Bilişsel-Davranışçı Hipnoterapist

M+ Psikoterapi Sitemize Hoşgeldiniz..

Yaygın Anksiyete Bozukluğu: Tanı ve Tedavi Yaklaşımları

GSM: 0 (506) 764 40 00

GoogleMap

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Tanı ve Tedavi Yaklaşımları

Psikolojik Testler- Beck Anksiyete Testi

Beck tarafından geliştirilen bu anksiyete testi ile kaygı belirtileri araştırılmaktadır. Test Anksiyete bozukluğu hastalarında olduğu gibi diğer psikiyatrik hastalıklarda da yükselebilmektedir. Türkçe geçerlik-güvenirlik çalışması Sn. Ulusoy M., ve arkadaşları tarafından yapılmıştır. Ulusoy M, Sahin NH, Erkmen H Turkish Version of the Beck Anxiety Inventory: Psychometric Properties. J Cogn Psychother, Int Q, 1998; 12:163-172

(Soruları okuyun ve her soruda yalnızca 1 kutucuğu işaretleyin, sonra elle toplayın)

(M+ Psikoterapi’ye başvuracaksanız toplam sonucu Başvuru Form’u çıktısına kaydedin)



Ad-Soyad: ...................................................


Tarih: ......................................................


Aşağıda insanların kaygılı yada endişeli oldukları zamanlarda yaşadıkları bazı belirtiler verilmiştir. Lütfen her maddeyi dikkatle okuyunuz.

Daha sonra, her maddedeki belirtinin BUGÜN DAHİL SON BİR HAFTADIR sizi ne kadar rahatsız ettiğini yandaki uygun KUTUCUĞU işaretleyerek belirleyiniz. Her maddeyi yanıtlayınız.


     0 Puan

   Hiç

     1 Puan

   Hafif

     2 Puan

   Orta

      3 Puan

   Ciddi

   Bedeninizin herhangi bir yerinde uyuşma veya karıncalanma


       


      


      


      

   Bacaklarda halsizlik, titreme


       


       


       


       

   Gevşeyememe


       


       


       


       

   Çok kötü şeyler olacak korkusu


       


       


       


       

   Baş dönmesi veya sersemlik


       


       


       


       

   Kalp çarpıntısı


       


       


       


       

   Dengeyi kaybetme korkusu


       


       


       


       

   Dehşete kapılma


       


       


       


       

   Sinirlilik


       


       


       


       

   Boğuluyormuş gibi olma duygusu


       


      


      


      

   Ellerde titreme/span>


       


       


       


       

   Titreklik, huzursuzluk


       


       


       


       

   Kontrolü kaybetme korkusu


       


       


       


       

   Nefes almada güçlük


       


       


       


       

   Ölüm korkusu


       


       


       


       

   Korku içinde olma hissi


       


       


       


       

   Midede hazımsızlık ya da rahatsızlık hissi


       


       


       


       

   Baygınlık hissi


       


       


       


       

   Yüz kızarması


       


       


       


       

   Terleme


       


       


       


       

Beck Anksiyete Ölçeği- Sonuçları Yorumlayın

Bu ölçek anksiyete (kaygı) belirtilerinin şiddetini belirleme amacıyla kullanılır. Pek çok psikiyatrik hastalıkta yüksek çıkabilir.

  PUANLAR


     0-7

      Minimal düzeyde anksiyete belirtileri

    8-15

      Hafif düzeyde anksiyete belirtileri

    16-25

      Orta düzeyde anksiyete belirtileri

    26-63

      Şiddetli düzeyde anksiyete belirtileri

Yaygın Anksiyete Bozukluğu: Tanı Mantığı ve Genel Bilgi

Yaygın anksiyete bozukluğu batılı kaynaklarda % 3-8 sıklıkta bildirilen bir tanıdır; kadınlarda 2 kez daha sık rastlanır. Bu hastalıkta somatik semptomlar yoğundur ve olguların 2/3’ü birinci basamak hekime başvurur. Türkiye Ruh sağlığı Profiline göre, 12 aylık dönem esas alındığında, toplumda rastlanma sıklığı % 0.7 olup, bu olguların % 26’sı hekime başvurmaktadır. Yaygın anksiyete bozukluğunda, başta depresyon, diğer anksiyete bozuklukları, bazı kişilik bozuklukları olmak üzere komorbid durumlara sık rastlanır.

M+ Psikoterapi, Anksiyete, kaygı hakkında bilgi Ankara Yaygın anksiyete bozukluğu belirtileri, tanı ve tedavi Ankara

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Belirtileri

Yaygın anksiyete bozukluğunun temel belirtisi “huzursuzluk, aşırı heyecan duyma ve endişeli, telaşlı olma” halidir . Bu hastalığın klinik bulguları;

Genel fizik belirtiler ; Başdönmesi, terleme, ağız kuruluğu, karın ağrıları, göğüs ağrıları, taşikardi, kalp atımlarını duyumsama, ani uyaranlarda kolay “irkilme”

Ruhsal gerginlik belirtileri; Kaygı, gergin ya da sinirli hissetme, dikkatini toplayamama, kendine ya da yakınlarına kötü bir şey olacağı korkusu, kaygısının aşırı olduğunu bilme fakat buna karşı koyamama, uykuya dalma güçlüğü, kolay yorulma, çabuk telaşlanma

Fiziksel gerginlik belirtileri; Başağrısı, ellerde titreme, yerinde duramama, kas gerginliği ve ağrıları, gevşeyememe

Yukarıdaki belirtiler bir arada gözükmekle birlikte hastaların çoğu başağrısı, kalp çarpıntısı, midede kramplar gibi fiziksel semptomlarla hekime başvururlar. Tanı koymak için klinik bulgular en az 6 aydır devam ediyor olmalıdır. Ayrıca, semptomların kişinin günlük yaşantısında işlev kaybına yol açtıkları saptanmalıdır.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Tedavisi

Yaygın anksiyete bozukluğu depresyonun hafif şekilleri ile karışabilir; aslında, her iki sendromun bir arada gözükme olasılığı yüksektir. Ayırıcı tanıda her iki sendromda da ortak özellikler olabileceği ancak depresyonda, neşelendirici bir olayla neşeleneme gibi olumlu duyguların güç ortaya çıkması belirgin iken, yaygın anksiyetede bir ses duyduğunda irkilme, “tedirgin” ve “tetikte” olma ile kendini gösteren aşırı ve kolay uyarılabilme hali belirgindir.

Hafif olguların tedavisinde yalnızca psikoterapötik yaklaşımlar yeterli olabilirken, orta ve ağır olgularda psikoterapiye ek olarak ilaç tedavisi gereklidir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu: Tedavi ve Terapi


Anksiyeteli hastaya yaklaşım için bazı pratik öneriler;

  • - Stres ve gerginliğin fiziksel ve ruhsal etkileri olduğu hastaya anlatılmalıdır
  • - Gerginliği azaltmanın öğrenilmesinin ise en yararlı yaklaşım olduğu vurgulanmalıdır
  • - Kahve, çay alımını azaltmanın yararları ele alınmalıdır
  • - Stresi azaltmak amacıyla alkol ya da sigara kullanmanın işe yaramadığı belirtilmelidir
  • - Yürümenin, göğüsten değil de karnını şişirerek soluk alıp vermenin gerginliği azaltıcı etkisinden bahsedilmelidir
  • - Hastanın gergin olduğunu hissettiğinde ne tür önlemlerle bunu azaltmaya çalıştığı anlaşılmalıdır; kendimi ev işine veriyorum ya da komşuya gidiyorum şeklinde adaptif yanıtlar desteklenmelidir. Tersine, hemen her gün eşimi işyerinden çağırıyorum; kızımı geceleri benim evimde yatırmaya başladım; oğlum günde 8 kere bana bir şey oldumu diye kontrol etmeye geliyor şeklindeki hastanın ve çevresindekilerin işlevselliğini etkileyebilecek önlemlerin hastalığı yatıştırmadığı, tersine yerleşmesine yol açtığı vurgulanmalıdır.
  • - Gerginliğin ne zaman arttığı ve ne tür düşüncelerin eşlik ettiği tespit edilmelidir. Örneğin, hastanın akşam üstleri gerginliği daha belirginleşiyor ise, bu artışın eşinin ve/veya çocuğunun gecikmesi ile, “acaba bir kaza mı geçirdiler” şeklindeki karamsar düşünceler ile bağlantılı olduğunun saptanması hastanın gerginliğinin kaynaklarını anlamasına yardım eder. Bu tür birkaç örnek daha tespit edilince, hasta kendi “kaygıya meyilli” yapısını ve kaygıyı besleyen olumsuz düşüncelerini daha kolay fark eder. Hasta bu özelliklerini farketmeye başladığında, kendi kendine konuşarak kaygısını ele alması ve telkinler yapması teşvik edilmelidir. Örneğin, “kızım geç kaldı.. ama sadece 5 dakika geç kaldı.. 1 saat geçmeden onu aramaya çıkmayacağım.. bulaşıkları yıkıyıp aklımı başka şeyle meşgul edersem sıkıntım biraz azalır.. dün de gecikince böyle yaptım ve kızım geliğinde epey sakinleşmiştim” şeklindeki bir düşünce sürecine hastanın kendisini alıştırması sağlanmalıdır.
  • - Hasta gerginliğin hangi şartlarda ortaya çıktığını ayrıştırmayı öğrendiğinde ek tedbirler ve alternatif çözüm şeçenekleri üretmeye de alıştırılabilir. Örneğin, eşi MI geçirdikten sonra “kaygılı” olan bir hastaya, MI belirtileri, eşinin hangi durumlardan kaçınmasının gerektiği, hangi durumlarda ise hekime ulaşmak gerektiği öğretildiğinde hastanın gerginliği azalacaktır. Aynı hasta eşi geç geldiğinde “panikliyor ise” bu paniğini yatıştırmak ve dikkatini dağıtmak için nasıl bir yöntemin ona en uygun olduğu tartışılmalıdır. Bir hasta için eşinin gelme saatinde yürüyüşe çıkma, pasif olarak beklediğinde kendisini geren “neden hala gelmedi” düşüncesinde, kocasının gelip gelmediğini takip edemediği için, bir azalma yaratacaktır. Bir başka hastada ise kendi düşünce sürecini araştırarak, olumlu düşüncelere ağırlık verme çabası gerginliği azaltabilir.


İlaç tedavisi yukarıdaki yaklaşımları anlayamayan, uygulayamayan ya da anksiyetesi şiddetli olan olgularda kullanılmalıdır.

Tedavide ilk seçenek yeni antidepresanlardır. SSRI’lar, Venlafaksin (Efexor), Mirtazepin (Remeron), Tianeptin (Stablon) 2-3 haftadan itibaren anksiyolitik etki göstermeye başladığı klinik olarak gösterilmiş ilaçlardır. Antidepresan etki için bildirilen doz aralığının alt sınırında ve çoğu preperat için günde tek doz, tek ya da ya yarım tablet verilmesi yeterlidir. Başta Fluoksetin (Prozac) olmak üzere SSRI’lar ve Venlafaksin tedavinin başlarında ankisiyetede geçici artış yapabilirler. Hastalar bu konuda uyarılmalıdır. Uyku bozuklukları belirgin olan hastada Mirtazepin (Remeron), günlük yaşantının etkilenmemesi istenen olgularda Sertralin (Lustral), Tianeptin (Stablon), hafif sedasyon istenen olgularda Fluvoksamin (Faverin) ve Citalopram (Cipram), karaciğer hastalarında Tianeptin öncelikle düşünülebilir. Bu ilaçların yan etkileri ve ilaç etkileşimleri depresyon ve tedavisi bölümünde ele alınmıştır. Bu ilaçlarla tedaviye, semptomlar yatıştıktan sonra da 6-12 ay devam edilmesi, nüks riskini azaltır. Yaygın anksiyete bozukluğunda komorbidite oranını yüksektir ve bu komorbid durumların çoğu antidepresan tedaviye yanıt verir; ancak, doz ayarlaması komorbid durumlar da gözönüne alınarak yapılmalıdır.

Benzodiyazepinler uzun yıllardır anksiyete bozukluklarının tedavisinde kullanılmış ancak daha az yan etki gösteren, bağımlılık riski taşımayan yeni antidepresanların ve buspiron’un kullanıma girmesiyle, kullanımı azalmış ilaçlardır. Günümüzde benzodiyazepinlerden, daha çok, etkilerinin ortaya çıkma süresinin kısalığı nedeniyle, tedavinin başında, yukarıdaki ilaçların etkisi çıkana kadar geçen 2-4 hafta süreyi doldurmak amacıyla ağır olgularda yararlanılmaktadır. Nisbeten ağır olgularda düzenli olarak Alprazolam (Xanax 0.5-1 mg) günde 3 kez 0.25-1 mg, Klonazepam (Rivotril 2 mg) günde 2 kez 0.5-2 mg ve Diazepam (Diyazem 2-5 mg) günde 1-2 kez 2-10 mg dozda kullanılabilir. Bazı olgularda ise düzenli bir kullanım değil, anksiyetenin yoğun olduğu durumlarda, Xanax 0.5 mg’lıktan 1 ya da ½ tablet, Rivotril’den ½ ya da ¼ tablet, diyazem 2 ya da 5mg’lıktan 1 tablet alması ve durum yatışmaz ise 1-2 saat arayla aynı dozu tekrarlayabileceği, günde de en fazla 4 kez kullanma önerisinde bulunulabilir. Benzodiyazepinlerin 2-8 haftadan fazla kullanımı hemen hiçbir olgu için uygun bir yaklaşım değildir.

Ayrıca, tedavinin başında yukarıda tarif edilen “pratik önerileri” uygulamaya yatkın olmayan olgular ilaç tedavisi ile anksiyeteleri yatıştıkça bu müdahaleleri uygulamaya isteki hale gelebilirler.

Passiflora, Sülpir, Lidanil, Norodol, Melleretes gibi antipsikotikler ve Ataraks gibi antihistaminikler de anksiyete tedavisinde önerilen ancak etkinlikleri yukarıdaki ilaçlara göre daha az ya da plaseboya üstünlükleri kesin olmayan ilaçlardır. Yaygın anksiyete bozukluğunda plaseboya yanıt oranı % 30 civarındadır.

2015 Prof. Dr. Atilla Soykan

  • twitter
  • Google plus
  • Google plus
  • Facebook
  • twitter

Psikiyatrik ve psikolojik sorunların değerlendirilmesi için bir psikiyatrist veya klinik psikolog ile görüşülmesi şarttır. Bu sitede yer alan psikiyatri, psikoloji ve evlilik - aile terapıileri ile ilgili tüm yazılar genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı, tedavi veya başka herhangi amaçla kullanılamaz. Öte yandan, bu siteden elde ettiğiniz veriler değerlendirilme sürecinizde yararlı olabileceğinden, psikiyarist ya da klinik psikolog ile olan görüşmenize götürmenizi tavsiye ederiz. Klinik Psikolog, Evlilik-Aile Terapisti ve Psikiyatrist'ten oluşan M+ Psikoterapi ekibimiz, psikiyatrik ilaç tedavisinden çok bilişsel davranışçı terapi, hipno-terapi ve aile terapisi odaklı psikoterapi yaklaşımlarını kullanmaktadır