Metin Kutusu:

 

Klinik Psikolog ve psikiyatrist / ankara

Başvuru; 0 506 7644 000

Bireysel Psikoterapi, Aile ve Evlilik Terapisi, Psikiyatrik Tedavi Ortamı

Prof. Dr. Atilla Soykan
Psikiyatrist, Bireysel Psikoterapist
<h1>Ankara, Psikiyatrist, Ankara, Psikiyatr</h1>
Detaylı özgeçmiş için tıklayın Psikoterapi deneyimi için tıklayın
Doç. Dr. Psk. Çiğdem Soykan
Klinik Psikolog, Evlilik ve Aile Terapisi, Bireysel Psikoterapist
<h1>Ankara, Psikolog, Ankara</h1>
Detaylı özgeçmiş için tıklayın
<h1> Ankara, Psikiyatr Psikolog Psikoterapi</h1>

M+ Psikoterapi’de verilen bilgiler psikiyatrist yada psikolog değerlendirmesi veya tedavi niteliği taşımaz. Bu sitede yazılanlar yalnız bilgilendirme ve psikiyatrik, psikolojik içgörü arttırma amacı taşımaktadır. Bilgilerin tedavi amaçlı kullanılması nedeniyle ortaya çıkan aksaklıklardan sitenin kurucusu veya www.martiterapi.com sorumlu tutulamaz. Öte yandan, özellikle sitede sunulan testler, bir psikiyatrist yada psikolog değerlendirmesine gidildiğinde yanınızda götürülebilir ve değerlendirmeye yardımcı araçlardır. Bu sitede yayınlanan bütün yazıların her türlü yayın hakkı saklıdır. Kopya edilemez, yayınlanamaz

psikiyatrist tedavi psikoterapi ankaraMetin Kutusu: Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Yaygın anksiyete bozukluğu batılı kaynaklarda % 3-8 sıklıkta bildirilen bir tanıdır; kadınlarda 2 kez daha sık rastlanır. Bu hastalıkta somatik semptomlar yoğundur ve olguların 2/3’ü birinci basamak hekime başvurur. Türkiye Ruh sağlığı Profiline göre, 12 aylık dönem esas alındığında, toplumda rastlanma sıklığı % 0.7 olup, bu olguların % 26’sı hekime başvurmaktadır.   Yaygın anksiyete bozukluğunda, başta depresyon, diğer anksiyete bozuklukları, bazı kişilik bozuklukları olmak üzere komorbid durumlara sık rastlanır.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu belirtileri

Yaygın anksiyete bozukluğunun temel belirtisi “huzursuzluk, aşırı heyecan duyma ve endişeli, telaşlı olma”  halidir . Bu hastalığın klinik bulguları;
Genel fizik belirtiler ; Başdönmesi, terleme, ağız kuruluğu, karın ağrıları, göğüs ağrıları, taşikardi, kalp atımlarını duyumsama, ani uyaranlarda kolay “irkilme”
 Ruhsal gerginlik belirtileri; Kaygı, gergin ya da sinirli hissetme, dikkatini toplayamama, kendine ya da yakınlarına kötü bir şey olacağı korkusu, kaygısının aşırı olduğunu bilme fakat buna karşı koyamama, uykuya dalma güçlüğü, kolay yorulma, çabuk telaşlanma 
Fiziksel gerginlik belirtileri;  Başağrısı, ellerde titreme, yerinde duramama, kas gerginliği ve ağrıları, gevşeyememe
Yukarıdaki belirtiler bir arada gözükmekle birlikte hastaların çoğu başağrısı, kalp çarpıntısı, midede kramplar gibi fiziksel semptomlarla hekime başvururlar.  Tanı koymak için klinik bulgular en az 6 aydır devam ediyor olmalıdır. Ayrıca,  semptomların kişinin günlük yaşantısında işlev kaybına yol açtıkları saptanmalıdır.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu tedavisi

Yaygın anksiyete bozukluğu depresyonun hafif şekilleri ile karışabilir; aslında, her iki sendromun bir arada gözükme olasılığı yüksektir. Ayırıcı tanıda her iki sendromda da ortak özellikler olabileceği ancak depresyonda, neşelendirici bir olayla neşeleneme gibi olumlu duyguların güç ortaya çıkması belirgin iken, yaygın anksiyetede  bir ses duyduğunda irkilme, “tedirgin” ve “tetikte” olma ile kendini gösteren aşırı ve kolay uyarılabilme hali belirgindir.
Hafif olguların tedavisinde yalnızca psikoterapötik yaklaşımlar yeterli olabilirken, orta ve ağır olgularda psikoterapiye ek olarak ilaç tedavisi gereklidir. 
Anksiyeteli hastaya yaklaşım için bazı pratik öneriler;
Stres ve gerginliğin fiziksel ve ruhsal etkileri olduğu hastaya anlatılmalıdır
Gerginliği azaltmanın öğrenilmesinin ise en yararlı yaklaşım olduğu vurgulanmalıdır
Kahve, çay alımını azaltmanın yararları ele alınmalıdır
Stresi azaltmak amacıyla alkol ya da sigara kullanmanın işe yaramadığı belirtilmelidir
Yürümenin, göğüsten değil de karnını şişirerek soluk alıp vermenin  gerginliği azaltıcı etkisinden bahsedilmelidir
Hastanın gergin olduğunu hissettiğinde ne tür önlemlerle bunu azaltmaya çalıştığı anlaşılmalıdır; kendimi ev işine veriyorum ya da komşuya gidiyorum şeklinde adaptif yanıtlar desteklenmelidir. Tersine,  hemen her gün eşimi işyerinden çağırıyorum; kızımı geceleri benim evimde yatırmaya  başladım; oğlum günde 8 kere bana bir şey oldumu diye kontrol etmeye geliyor şeklindeki hastanın ve çevresindekilerin işlevselliğini etkileyebilecek önlemlerin hastalığı yatıştırmadığı, tersine yerleşmesine yol açtığı vurgulanmalıdır.
Gerginliğin ne zaman arttığı ve ne tür düşüncelerin eşlik ettiği tespit edilmelidir. Örneğin, hastanın akşam üstleri gerginliği daha belirginleşiyor ise, bu artışın eşinin ve/veya çocuğunun gecikmesi ile, “acaba bir kaza mı geçirdiler” şeklindeki karamsar düşünceler ile bağlantılı olduğunun saptanması hastanın gerginliğinin kaynaklarını anlamasına yardım eder. Bu tür birkaç örnek daha tespit edilince, hasta kendi “kaygıya meyilli” yapısını ve kaygıyı besleyen olumsuz düşüncelerini daha kolay fark eder. Hasta bu özelliklerini farketmeye başladığında, kendi kendine konuşarak kaygısını ele alması ve telkinler yapması teşvik edilmelidir. Örneğin, “kızım geç kaldı.. ama sadece 5 dakika geç kaldı.. 1 saat geçmeden onu aramaya çıkmayacağım.. bulaşıkları yıkıyıp aklımı başka şeyle meşgul edersem sıkıntım biraz azalır.. dün de gecikince böyle yaptım ve kızım geliğinde epey sakinleşmiştim” şeklindeki bir düşünce sürecine hastanın kendisini alıştırması sağlanmalıdır.   
Hasta gerginliğin hangi şartlarda ortaya çıktığını ayrıştırmayı öğrendiğinde ek tedbirler ve alternatif çözüm şeçenekleri üretmeye de alıştırılabilir. Örneğin, eşi MI geçirdikten sonra “kaygılı” olan bir hastaya, MI belirtileri, eşinin hangi durumlardan kaçınmasının gerektiği, hangi durumlarda ise hekime ulaşmak gerektiği öğretildiğinde hastanın gerginliği azalacaktır. Aynı hasta eşi geç geldiğinde “panikliyor ise” bu paniğini yatıştırmak ve dikkatini dağıtmak için nasıl bir yöntemin ona en uygun olduğu tartışılmalıdır. Bir hasta için eşinin gelme saatinde yürüyüşe çıkma, pasif olarak beklediğinde kendisini geren “neden hala gelmedi” düşüncesinde, kocasının gelip gelmediğini takip edemediği için, bir azalma yaratacaktır. Bir başka hastada ise kendi düşünce sürecini araştırarak, olumlu düşüncelere ağırlık verme çabası gerginliği azaltabilir. 

İlaç tedavisi yukarıdaki yaklaşımları anlayamayan, uygulayamayan ya da anksiyetesi şiddetli olan olgularda kullanılmalıdır. 
Tedavide ilk seçenek yeni antidepresanlardır. SSRI’lar, Venlafaksin (Efexor), Mirtazepin (Remeron), Tianeptin (Stablon) 2-3 haftadan itibaren anksiyolitik etki göstermeye başladığı klinik olarak gösterilmiş ilaçlardır.  Antidepresan etki için bildirilen doz aralığının alt sınırında ve çoğu preperat için günde tek doz, tek ya da ya yarım tablet verilmesi yeterlidir. Başta Fluoksetin (Prozac) olmak üzere SSRI’lar ve Venlafaksin tedavinin başlarında ankisiyetede geçici artış yapabilirler. Hastalar bu konuda uyarılmalıdır. Uyku bozuklukları belirgin olan hastada Mirtazepin (Remeron), günlük yaşantının etkilenmemesi istenen olgularda Sertralin (Lustral), Tianeptin (Stablon), hafif sedasyon istenen olgularda Fluvoksamin (Faverin) ve Citalopram (Cipram), karaciğer hastalarında Tianeptin öncelikle düşünülebilir.  Bu ilaçların yan etkileri ve ilaç etkileşimleri depresyon ve tedavisi bölümünde ele alınmıştır. Bu ilaçlarla tedaviye, semptomlar yatıştıktan sonra da 6-12 ay devam edilmesi, nüks riskini azaltır. Yaygın anksiyete bozukluğunda komorbidite oranını yüksektir ve bu komorbid durumların çoğu antidepresan tedaviye yanıt verir; ancak, doz ayarlaması komorbid durumlar da gözönüne alınarak yapılmalıdır. 
Benzodiyazepinler uzun yıllardır anksiyete bozukluklarının tedavisinde kullanılmış ancak daha az yan etki gösteren, bağımlılık riski taşımayan yeni antidepresanların ve buspiron’un kullanıma girmesiyle, kullanımı azalmış ilaçlardır. Günümüzde benzodiyazepinlerden, daha çok, etkilerinin ortaya çıkma süresinin kısalığı nedeniyle, tedavinin başında, yukarıdaki ilaçların etkisi çıkana kadar geçen  2-4 hafta süreyi doldurmak amacıyla ağır olgularda yararlanılmaktadır. Nisbeten ağır olgularda düzenli olarak Alprazolam (Xanax 0.5-1 mg) günde 3 kez 0.25-1 mg, Klonazepam (Rivotril 2 mg) günde 2 kez 0.5-2 mg ve Diazepam (Diyazem 2-5 mg) günde 1-2 kez 2-10 mg dozda kullanılabilir.  Bazı olgularda ise düzenli bir kullanım değil, anksiyetenin yoğun olduğu durumlarda, Xanax 0.5 mg’lıktan 1 ya da ½ tablet, Rivotril’den ½  ya da ¼ tablet, diyazem 2 ya da 5mg’lıktan 1 tablet alması ve durum yatışmaz ise 1-2 saat arayla aynı dozu tekrarlayabileceği, günde de en fazla 4 kez kullanma önerisinde bulunulabilir. Benzodiyazepinlerin 2-8 haftadan fazla kullanımı hemen hiçbir olgu için uygun bir yaklaşım değildir. 
Ayrıca, tedavinin başında yukarıda tarif edilen “pratik önerileri” uygulamaya yatkın olmayan olgular ilaç tedavisi ile anksiyeteleri yatıştıkça bu müdahaleleri uygulamaya isteki hale gelebilirler.
Passiflora, Sülpir, Lidanil, Norodol, Melleretes gibi antipsikotikler ve Ataraks gibi antihistaminikler de anksiyete tedavisinde önerilen ancak etkinlikleri yukarıdaki ilaçlara göre daha az ya da plaseboya üstünlükleri kesin olmayan ilaçlardır. Yaygın anksiyete bozukluğunda plaseboya yanıt oranı % 30 civarındadır.



Metin Kutusu: M+ Psikoterapi
Doç. Dr. Çiğdem Soykan,  Psikolog   Prof. Dr. Atilla Soykan, Psikiyatrist
Adres: Köroğlu (Uğur Mumcu) Cad. 13/1
Gaziosman Paşa, Çankaya, Ankara

Tel: 0 (312) 4479300– Faks; 4470011
GSM; 0 506 7644000

Liste —Site içi

tüm bağlantılar

Sunulan Hizmetler

Kendinizi Test Edin!

Özgeçmişlerimiz

Bilgi Bankası

Ana Sayfa

Sunulan Hizmetler, Özet

Testler Genel Bilgi

Prof. Dr. Atilla Soykan

Psikiyatrik Hastalıklar

Nasıl Çalışıyoruz ?

Psikiyatrik Değerlendirme

Depresyon Testi

Doç. Dr. Çiğdem Soykan

Psikiyatrik Belirtiler

Başvuru Form ve Testleri

Bireysel Psikoterapi

Genel Anksiyete Testi

Prof. Dr. Atilla Soykan, Psikoterapi

Depresyon ve İlaçları

Adres ve Harita

Evlilik, Aile Terapisi

Cinsel İşlev Testi

 

Sosyal Fobi

Bağlantılar 

Diğer Hizmetler

Sosyal Fobi Testi

 

Obsesyon, Kompulsiyon

 

 

Obsesyon Testi

 

Panik Bozukluk

 

 

Panik Bozukluk Testi

 

 Genel Anksiyete Boz.

 

 

Sonucu Yorumlayın

 

Somatoform Bozukluk

 

 

 

 

Post Travmatik Boz.