Metin Kutusu:

 

Klinik Psikolog ve psikiyatrist / ankara

Başvuru; 0 506 7644 000

Bireysel Psikoterapi, Aile ve Evlilik Terapisi, Psikiyatrik Tedavi Ortamı

Prof. Dr. Atilla Soykan
Psikiyatrist, Bireysel Psikoterapist
<h1>Ankara, Psikiyatrist, Ankara, Psikiyatr</h1>
Detaylı özgeçmiş için tıklayın Psikoterapi deneyimi için tıklayın
Doç. Dr. Psk. Çiğdem Soykan
Klinik Psikolog, Evlilik ve Aile Terapisi, Bireysel Psikoterapist
<h1>Ankara, Psikolog, Ankara</h1>
Detaylı özgeçmiş için tıklayın
<h1> Ankara, Psikiyatr Psikolog Psikoterapi</h1>

M+ Psikoterapi’de verilen bilgiler psikiyatrist yada psikolog değerlendirmesi veya tedavi niteliği taşımaz. Bu sitede yazılanlar yalnız bilgilendirme ve psikiyatrik, psikolojik içgörü arttırma amacı taşımaktadır. Bilgilerin tedavi amaçlı kullanılması nedeniyle ortaya çıkan aksaklıklardan sitenin kurucusu veya www.martiterapi.com sorumlu tutulamaz. Öte yandan, özellikle sitede sunulan testler, bir psikiyatrist yada psikolog değerlendirmesine gidildiğinde yanınızda götürülebilir ve değerlendirmeye yardımcı araçlardır. Bu sitede yayınlanan bütün yazıların her türlü yayın hakkı saklıdır. Kopya edilemez, yayınlanamaz

psikiyatrist tedavi psikoterapi ankaraMetin Kutusu: Post Travmatik Stres Bozukluğu ve Akut Stres Bozukluğu (PTSB)

Post travmatik stres bozukluğu (PTSD) gerek ülkemizdeki terör sorunu ve buna maruz kalan kişilerin çokluğu, gerekse  1999 yılında yaşanan Marmara ve Düzce depremleri nedeniyle, sıklığında artma bekleyebileceğimiz ciddi bir psikiyatrik rahatsızlıktır.  Batılı yayınlarda sıklığı % 1-3 olarak bildirilmekle birlikte, savaş gazileri, tecavüze ve saldırıya uğrayan, doğal felaket içinde bulunanlar gibi ciddi travmaya maruz kalanlarda ve deprem sonrası kurtarma ekibinde çalışanlar gibi bu travmadan etkilenenlerde  risk belirgin olarak artmaktadır. 
PTSD, insanın hayatında karşılaşabileceği olağan travmaların çok üzerinde, ölüm tehdidi yaşama, tecavüze uğrama, deprem gibi doğal olayların etkisine maruz kalma gibi “ağır travmatik” yaşantılar  sonrasında ortaya çıkan ve süreğenlik kazanan klinik belirtilerle karakterizedir. Öte yandan, bu tür travmalara karşılaşan herkeste PTSD gelişmemektedir; travmanın birey tarafından nasıl algılandığı, sosyal destek sistemlerinin varlığı,  kişinin kısa sürede yardım alabilmesi, travmayı konuşabileceği insanların olması ve travmanın etkilerinin en kısa zamanda giderilmesi PTSD olasılığını azaltırken, bu durumların tersi PTSD olasılığını arttırmaktadır. PTSD belirtileri travmayı hemen takiben başlayabileceği gibi, travmadan onlarca yıl sonra da başlayabilir.  
PTSD üç grup belirtiyle karakterizedir:
Birinci belirti grubu travmatik olayı, kabuslarda, duygularda tekrar yaşamayla ilgidir.
İkinci grup belirti  bireyin travmayı hatırlatabilme ihtimali olan uyaranlarda kaçınmasıyla ilgilidir; travmatik olayı hatırlatabilecek durumlardan kaçınma, travmanın önemli özelliklerini hatırlayamama sık rastlanan örnekler olabildiği gibi, daha az sıklıkta, insanlara yabancılaşma-uzaklaşma hissi, duygularını dışa vurabilme yeteneğinin azalması, ilgi kaybı da ortaya çıkabilir. 
Üçüncü grup belirti ise ani şok reaksiyonları, aşırı uyarılmışlık hali, uyku bozuklukları, çabuk sinirlenme ve duygusallaşma gibi artmış irritabilite ile ilgilidir.

Tanı koymak için bu belirtiler travmayı takiben 1 aydan fazla sürmüş olmalı ve kişide belirgin işlev kaybı gözlenmelidir.  Aynı belirtiler travmayı takiben ortaya çıkmış, işlev bozukluğuna yol açmış ve 1 aydan kısa süredir mevcut ise tanı akut stres bozukluğudur.
Hastaların çoğu, özellikle travmanın üzerinden çok zaman geçmiş ise kendiliklerinden travmadan bahsetmemek eğilimindedirler.  Bu hastalık pek çok anksiyete, kişilik bozukluğunu, depresyonu andıran semptomlar oluşturabildiğinden ya da bu hastalıklarla birlikte bulunabildiğinden, psikiyatrik hastalık tespit edilen her olguya “geçmişte kendisini çok üzen, aklından uzun süre atamadığı, rüyalarına giren” bir olay olup, olmadığı sorulmalıdır. Bu hastalarda alkol bağımlılığı geliştirme riski de yüksektir.
PTSB; Tedavi
Travma yaşayan olgular ilk yardım, özellikle travmanın yaşandığı dönemlerde, gecikmeden yapılmalıdır. İlk müdahale, hastaya travmatik olayı anlattırmak, duygu boşalımının yoğun olduğu dönemlerde hastanın sözünü kesmemekle, kısacası, kötü bir olay yaşamış bir bireyi saygı ve anlayışla dinleyerek yapılır. Yargılayıcı, travmaya uğrayanın kendisini suçlamasına neden olabilecek en ufak bir söz ya da nida bile bu hastalarda ciddi gerginlik yaratabilir. Örneğin, erkek arkadaşının tecavüzüne uğramış bir bayana, “ama sen de onunla birlikte parka gitmişsin”, “sen de yeşil ışık yakmış olamaz mısın” gibi saldırıyı yapanla özdeşim kurarak söylenen sözler ya da kurban’a inanmayan, anlattıklarını sorgulayan tavırlar hasta üzerinde travmatize edici etki gösterir.   Hastanın yakınları yanında değil ise sosyal destek sistemine en kısa zamanda ulaşılmalıdır. Ceza gerektiren olaylarda adli kayıtlar tutulmalı, gerekli makamlara en kısa zamanda haber verilmeli, suçlunun yakalanacağı ve ceza alacağı hissi oluşturulmalıdır. Polisler görüşme teknikleri konusunda yeterli eğitim sahibi olmadıklarından, travma hastasının nasıl  bir tutumla sorgulanması gerektiğini gelen görevliye anlatmak gerekebilir. Ustaca ve insanca yapılan bu tür müdahaleler, PTSD hastalığının oluşma riskini azaltır.
Akut stres reaksiyonunda çoğu kez semptomatik tedavi ve pozitif hasta-hekim ilişkisi, sosyal destek sisteminin harekete geçirilmesi ve travmanın etkilerinin kontrol altına alınması/en aza indirilmesi iyi bir prognoz için yeterlidir. Uyku için Mianserin (Tolvon 10-30 mg) 10-30 mg veya Trazadon (Desyrel 50-100 mg) 50 – 100 mg dozda denenebilir. Anksiyetenin yoğun olduğu olgularda da aynı ilaçlar verilebilir; mecbur kalınan durumlarda ise benzodiyazepinler kullanılabilir. Bu ilaçlar kısa süreli kullanılmalıdır.
Travmanın etkilerinin kronikleştiği ve PTSD tanısı konan olgularda, PTSD’nin ağır seyredebilen, diğer psikiyatrik hastalıklara eşlik edebilen ya da predispozisyon yaratan bir hastalık olduğu akılda tutulmalıdır. Birinci basamak hekimi gönderebildiği olguları ilk müdahaleyi yaptıktan sonra psikiyatriste sevk etmeye çalışmalıdır. Eğer hasta psikiyatriye gitmeye isteksiz ise ilaç tedavisi denenebilir. Tedavide ilk seçenek yeni antidepresanlardır. SSRI’lar, Venlafaksin (Efexor), Mirtazepin (Remeron), etkin olduğu klinik çalışmalarla gösterilmiş ilaçlardır. Bu ilaçlar anksiyete, depresyon ve aşırı uyarılma ile ilgili semptomlara etkiliyken, kaçınma davranışı, duygusal donukluk ve inkar semptomlarına daha az etkilidir. Tedavinin etkisiz olduğunu düşünmek için en az 8 hafta ilaç tedavisi uygulanmış olmalıdır. Tedaviye yanıt veren olgularda tedavi 1 yıl sürdürülmelidir.



Metin Kutusu: M+ Psikoterapi
Doç. Dr. Çiğdem Soykan,  Psikolog   Prof. Dr. Atilla Soykan, Psikiyatrist
Adres: Köroğlu (Uğur Mumcu) Cad. 13/1
Gaziosman Paşa, Çankaya, Ankara

Tel: 0 (312) 4479300– Faks; 4470011
GSM; 0 506 7644000

Liste —Site içi

tüm bağlantılar

Sunulan Hizmetler

Kendinizi Test Edin!

Özgeçmişlerimiz

Bilgi Bankası

Ana Sayfa

Sunulan Hizmetler, Özet

Testler Genel Bilgi

Prof. Dr. Atilla Soykan

Psikiyatrik Hastalıklar

Nasıl Çalışıyoruz ?

Psikiyatrik Değerlendirme

Depresyon Testi

Doç. Dr. Çiğdem Soykan

Psikiyatrik Belirtiler

Başvuru Form ve Testleri

Bireysel Psikoterapi

Genel Anksiyete Testi

Prof. Dr. Atilla Soykan, Psikoterapi

Depresyon ve İlaçları

Adres ve Harita

Evlilik, Aile Terapisi

Cinsel İşlev Testi

 

Sosyal Fobi

Bağlantılar 

Diğer Hizmetler

Sosyal Fobi Testi

 

Obsesyon, Kompulsiyon

 

 

Obsesyon Testi

 

Panik Bozukluk

 

 

Panik Bozukluk Testi

 

 Genel Anksiyete Boz.

 

 

Sonucu Yorumlayın

 

Somatoform Bozukluk

 

 

 

 

Post Travmatik Boz.