Metin Kutusu:

 

Klinik Psikolog ve psikiyatrist / ankara

Başvuru; 0 506 7644 000

Bireysel Psikoterapi, Aile ve Evlilik Terapisi, Psikiyatrik Tedavi Ortamı

Prof. Dr. Atilla Soykan
Psikiyatrist, Bireysel Psikoterapist
<h1>Ankara, Psikiyatrist, Ankara, Psikiyatr</h1>
Detaylı özgeçmiş için tıklayın Psikoterapi deneyimi için tıklayın
Doç. Dr. Psk. Çiğdem Soykan
Klinik Psikolog, Evlilik ve Aile Terapisi, Bireysel Psikoterapist
<h1>Ankara, Psikolog, Ankara</h1>
Detaylı özgeçmiş için tıklayın
<h1> Ankara, Psikiyatr Psikolog Psikoterapi</h1>

M+ Psikoterapi’de verilen bilgiler psikiyatrist yada psikolog değerlendirmesi veya tedavi niteliği taşımaz. Bu sitede yazılanlar yalnız bilgilendirme ve psikiyatrik, psikolojik içgörü arttırma amacı taşımaktadır. Bilgilerin tedavi amaçlı kullanılması nedeniyle ortaya çıkan aksaklıklardan sitenin kurucusu veya www.martiterapi.com sorumlu tutulamaz. Öte yandan, özellikle sitede sunulan testler, bir psikiyatrist yada psikolog değerlendirmesine gidildiğinde yanınızda götürülebilir ve değerlendirmeye yardımcı araçlardır. Bu sitede yayınlanan bütün yazıların her türlü yayın hakkı saklıdır. Kopya edilemez, yayınlanamaz

psikiyatrist tedavi psikoterapi ankaraMetin Kutusu: Psikiyatrik Hastalıklar -  Genel Bilgi

Sağlıklı bireylerde “sağlıklı” oluşu belirleyen fiziksel şikayetlerin olmaması değildir. Bir haftalık dönem esas alındığında, “sağlıklı” insanların % 80’ninde fiziksel bir yakınma olduğu saptanmıştır. Birey bu semptomları “sağlıksızlık” belirtisi olarak algılamaz ve çoğu kez bu semptomların kendiliğinden geçmesini beklemeyi yeğler. Öte yandan, bu semptomlar şiddetlenir, uzun sürer ya da ciddi bir hastalığı aklına getirir ise tıbbi yardım arayışı başlar.  Tıbbi yardım arayışında hastanın ilk karşılaştığı hekim “birinci basamak hekimi” olarak adlandırılmaktadır. Hasta, birinci basamak hekimine, ham bilgi olarak neler hissettiğini ve nelerin kendisini en çok tedirgin ettiğini anlatır. Bu anlatım kimi zaman tanı koydurucu ana semptomları içermez; alınan bilgileri rafine etmek, hasta için daha az önemli gözüken ama tanı açısından daha temel olan semptom ve bulguları ortaya çıkartmak hekimin yükümlülüğüdür.  Bir örnekle yukarıdaki çıkarımları gözden geçirelim.  Bir hastanın başı ağrıyor; ağrı süresi ve şiddeti artıyor; komşusuna bundan bahsedince “aman beyninde ur olmasın” yanıtını alıyor ve telaşlanarak doktora gitmeye karar veriyor. Hasta, hekime gidene kadar geçen süre içinde vücudunu daha fazla inceliyor ve o zamana kadar aldırmadığı halsizlik, kabızlık, omuz ve bel ağrıları, midede hazımsızlık gibi şikayetlerini de farkediyor. Hekime gittiğinde  doğal olarak önem ve şiddet sırasına göre bu şikayetlerinden bahsediyor.  Bu noktaya kadar hasta görevini başarıyla yapmıştır; anlattığı ham bilgiyi işlemek ve ayırıcı tanıya ulaşmak ise hekimin görevidir.  Hastanın, örneğin, iç sıkıntısı, hayattan tat alamama, isteksizlik, karamsarlık gibi şikayetleri de olmasına rağmen, beyin tümörü olma korkusu nedeniyle hekime geldiğini gözönüne alırsak,  öncelik sırasında bu şikayetler çok geride yer alacak ve anlatılmadan kalabilecektir. Ayrıca, fiziksel şikayetleri ile, örneğin başağrısı ile bu şikayetleri, örneğin hayattan tat almaması ya da iç sıkıntısı arasında bir bağ kurmak da çoğu insan için güçtür. Oysa, hasta, gerekirse hekimin yardımı ile bu bağı kurduğunda kolaylıkla “depresyon” tanısı konabilecek ve tedavisi başarıyla yapılabilecektir. Diğer tarafta ise, depresyon tanısı konamamış, “çarpıntı” nedeniyle Beloc Zoc veya “baş dönmesi” nedeniyle Betaserc verilmiş pek çok panik bozukluk vakası, “başağrısı” veya “gögüs ağrısı” nedeniyle ağrı kesici verilmiş pek çok depresyon vakası maalesef  gerçek tanıları saptanmadan pek çok doktor gezmektedirler. 


Sağlık Hizmetlerinde Psikiyatrik Hastalıklar

Birinci basamak sağlık hizmetlerinde en sık görülen hastalık gruplarından biri psikiyatrik hastalıklardır; örneğin hipertansiyon sıklığı % 6 iken, depresyon sıklığı % 10 civarındadır. Dünya Sağlık Teşkilatı, tüm dünyada, psikiyatrik hastalıkların yarattığı iş-gücü kaybının,  demir eksikliği anemisi, artrit, KOAH gibi sık rastlanan hastalıklardan 2-5 kat daha fazla olduğuna dikkati çekmektedir. Bu bulgulara  rağmen psikiyatrik hastalıklara müdahale konusu yakın zamanlara kadar ihmal edilen bir konu olarak kalmıştır.  Son yıllarda hem psikiyatristlerin şahsi çabaları hem de sağlık bakanlığı ve ilaç şirketlerinin desteklediği toplantılarla birinci basamak sağlık hizmeti veren hekimlerin psikiyatriye ilgisi arttırılmaya çalışılmakta; bu çabalar yoğun ilgi görmekte ve bir ölçüye kadar da başarılı olabilmektedir. 

Türkiyede Ruh Sağlığı Profili

Türkiye’deki ruh sağlığı ile ilgili durum da, çok sayıda araştırma olmamasına rağmen,  pek iç açıcı gibi gözükmemektedir. T.C. Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü işbirliği ile hazırlanan “Türkiye Ruh Sağlığı Profili Raporu” bu konuda en kapsamlı ve yeni araştırmadır. Bu rapor hazırlanırken araştırma deseni Türkiye’yi temsil edecek şekilde planlanmış ve ev ev gezerek toplam 7479 kişi standart yöntemlerle psikiyatrik açıdan değerlendirilmiştir. Rapora göre Türkiye genelinde psikiyatrik hastalığa rastlanma sıklığı % 17.2 olup,  bu oran batıda yapılan çalışmalara benzerdir.  Benzer araştırma deseni ile 1995 ve 1987 yıllarında yapılan iki farklı çalışmada da psikiyatrik hastalığa rastlanma sıklığı % 17.6 ve % 20 olarak bulunmuştur.  Bu sonuçlar çarpıcı bir duruma işaret etmektedir; ülkemizde her 5 kişiden 1’inde tanı konabilir psikiyatrik bir rahatsızlık vardır. Kent merkezlerinde yaşayanlarda, dul ya da boşanmışlarda, kadınlarda, eğitim düzeyi düşük olanlarda psikiyatrik hastalık sıklığı daha da artmaktadır. 

Evlerinde yapılan tespit ile % 17.2’lik dilimi oluşturan ve psikiyatrik hastalık tanısı konan kişilerin, bu hastalıkları nedeniyle ortaya çıkan iş-gücü kaybı ve yeti yitimi bedensel hastalığı olanlardan daha fazladır. İş-gücü kaybı ve yeti yitimi her hastalık için geçerli bir durumdur. İş gücü kaybı ve yeti yitiminin değerlendirilmesinde hastalık nedeniyle yataktan çıkamama, ev işlerini ya da mesleğin yapamama ve çevreyle olan ilişkilerinde bozulma gibi hastalığın günlük yaşantıya yansıyışı araştırılır. Hastalık semptomlarına ve belirgin yeti yitimine rağmen, bu hastaların yalnızca % 13.8’i, yani 1/7’si ruhsal durumları nedeniyle tedavi arayışına girmişlerdir.  Başvuranların 2/5’i psikiyatriste, 3/5’i ise diğer bir uzmana ya da pratisyen hekime başvurmaktadır. Panik bozukluğu, somatizasyon bozukluğu gibi esas olarak dahili hastalığa benzer belirtiler gösteren hastalar tedavi arayışına daha sık girmektedir.  Depresyon gibi daha sık rastlanan fakat ruhsal ve bedensel belirtilerin bir arada görüldüğü olgularda başvuru oranı daha düşüktür.  Tablo 1’de “evinde” tespit edilen olgularda rastlanan psikiyatrik hastalıklar sıklık sırasına göre verilmiştir. 


Tablo 1.1. “Evinde” Değerlendirme İle Saptanan Psikiyatrik Hastalıkların Sıklığı1 


















1 Kılıç’ın çalışmasından (1998) kısaltılarak alınmıştır.
2 Bir kişide birden fazla psikiyatrik hastalık görülebildiği için satırların toplamı “toplam” satırında saptanan yüzdeden fazladır
3 Diğer grubunda yer alan hastalıkların sıklığı % 0.6’dan azdır ve bu grupta hipokondriasis, somatizasyon bozukluğu, panik bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu, agorafobi ve yeme bozuklukları yer almaktadır


Sağlık Kurumlarına Başvuran  Hastaların Psikiyatrik Değerlendirmesi

“Evinde” yapılan tespitlerle saptanan psikiyatrik hastalıklar, bu hastalıkların toplum içindeki sıklığı hakkında bilgi verirken, sağlık kurumlarına yapılan başvuruların değerlendirilmesi, bu hastalardan doktora başvuranlar hakkında bilgi vermektedir.

Ülkemizde sağlık ocaklarına başvuran hastalarda psikiyatrik hastalık sıklığını saptamaya yönelik bilgiler sınırlıdır.  Ankara Gölbaşında yapılan bir çalışmada üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra en sık görülen rahatsızlığın depresyon olduğu tespit edilmiştir. Depresyon belirgin iş-gücü kaybına neden olan rahatsızlıklardan biri ve en yaygını olarak, yapılan çalışmalarda, birinci basamak sağlık hizmetleri bağlamında en fazla değerlendirilen psikiyatrik hastalıktır.  Ülkemizde yapılan ve  7 değişik merkezde sağlık ocağına başvuran 1997 hastayı içeren bir çalışmada depresyona rastlanma sıklığı ortalama % 23.2 olarak bulunmuştur.  Benzer desenli başka bir çalışmada ise depresyon sıklığı         % 1.6 olarak saptanmıştır. Sağlık ocağına başvuran hastalar arasında, muayeneye sık gelenlerde,  kadınlarda, eğitim düzeyi düşük olanlarda, fiziksel hastalığı olanlarda, dul ve boşanmışlarda depresyon riski en yüksektir. 

Sağlık ocağına başvuran hastalardaki depresyon oranı “evinde” yapılan değerlendirmelerde tespit edilen oranlardan çok daha yüksektir ve  sağlık ocağına başvuran hastaların en az 1/10’unun klinik olarak tedavi edilmesi gereken bir psikiyatrik hastalık tablosu içinde olduğuna dikkati çekmektedir. Çalışmalar birinci basamak sağlık hizmeti veren hekimlerin olguların ancak % 15.2’sinde depresyonu tanıyabildiklerine, bunların da % 15-55’ine  tedavi düzenlediklerine işaret etmektedir; diğer bir deyişle, ülkemizde, psikiyatrik hastaların 1/7’si hekime başvurmakta, sağlık ocağına başvuran ve depresyonu olan hastaların yalnızca 1/7’si tanınabilmekte, tanınanların ise ancak küçük bir azınlığı uygun ve yeterli tedavi alabilmektedir. Öte yandan, bir sağlık ocağı hekiminin depresyonu olmayan bir olguya depresyon tanısı koyma olasılığı yok denecek kadar düşük bulunmuştur. 

Psikiyatri Konsültasyonları

Birinci basamak sağlık hizmetlerine başvuran hastaların ancak küçük bir kısmı tedavi edildiğine göre, tedavi verilmeyen hastaların psikiyatriye sevk edilme olasılığı akla gelen bir ihtimaldir. Oysa, veriler hem batıda hem de ülkemizde bu olguların psikiyatriye de sevk edilmediklerini düşündürmektedir.

Ülkemizde psikiyatri konsültasyonlarını inceleyen çalışmalar çoğunlukla bir hastanede ayaktan ve yatarak takip edilen olguların dökümü şeklindedir.  Hastanede yatan olguların, tanı ve hastalığın kronikliğine bağlı olarak çok değişmekle birlikte, ortalama % 20-30’unda müdahale gerektirir düzeyde psikiyatrik problemlere rastlanmaktadır. Psikiyatrik konsültasyon istenme sıklığı ise yurt dışında % 1-5 civarında iken, ülkemizde bu oranın psikiyatri konsültasyonu geleneği en iyi yerleşmiş büyük üniversite hastanelerinde bile % 5’in altındadır.  

Psikiyatri konsültasyonlarında konan tanılar ne tür psikiyatrik hastaların farkedildiği ve hangi hastalıkların daha sık görüldüğü hakkında fikir verebilmektedir. Tablo 1.2’de Türkiye’de yapılan ve psikiyatri konsültasyonu istenen hastalara konan tanıların sıklığını bildiren 12 çalışmadan elde edilen sonuçların ortalama yüzdeleri verilmektedir. Bu tabloya göre 3. sıklıkta saptanan “organik mental bozukluklar” tanısı çoğunlukla hastanede yatan deliryum ve demans olguları için kullanılan bir tanıdır.

Tablo 1. 2. Türkiye Genelinde Psikiyatri Konsültasyonu İstenen Hastalara Konan Tanıların Sıklığı1


















1 Özmen’in çalışmasından (1999)  yararlanılmış ve incelenen 12 çalışmada bildirilen oranların ortalaması alınarak hazırlanmıştır



Metin Kutusu: M+ Psikoterapi
Doç. Dr. Çiğdem Soykan,  Psikolog   Prof. Dr. Atilla Soykan, Psikiyatrist
Adres: Köroğlu (Uğur Mumcu) Cad. 13/1
Gaziosman Paşa, Çankaya, Ankara

Tel: 0 (312) 4479300– Faks; 4470011
GSM; 0 506 7644000

Liste —Site içi

tüm bağlantılar

Sunulan Hizmetler

Kendinizi Test Edin!

Özgeçmişlerimiz

Bilgi Bankası

Ana Sayfa

Sunulan Hizmetler, Özet

Testler Genel Bilgi

Prof. Dr. Atilla Soykan

Psikiyatrik Hastalıklar

Nasıl Çalışıyoruz ?

Psikiyatrik Değerlendirme

Depresyon Testi

Doç. Dr. Çiğdem Soykan

Psikiyatrik Belirtiler

Başvuru Form ve Testleri

Bireysel Psikoterapi

Genel Anksiyete Testi

Prof. Dr. Atilla Soykan, Psikoterapi

Depresyon ve İlaçları

Adres ve Harita

Evlilik, Aile Terapisi

Cinsel İşlev Testi

 

Sosyal Fobi

Bağlantılar 

Diğer Hizmetler

Sosyal Fobi Testi

 

Obsesyon, Kompulsiyon

 

 

Obsesyon Testi

 

Panik Bozukluk

 

 

Panik Bozukluk Testi

 

 Genel Anksiyete Boz.

 

 

Sonucu Yorumlayın

 

Somatoform Bozukluk

 

 

 

 

Post Travmatik Boz.

Tanı

Kadın

Erkek

Toplam2

Psikojenik Ağrı Bozukluğu

% 13

% 4.8

% 8.4

Depresif Nöbet

% 5.4

% 2.3

% 4.0

Özgül Fobi

% 3.8

% 1.4

% 2.7

Nevrasteni

% 3.7

% 1.0

% 2.4

Sosyal Fobi

% 2.3

% 1.1

% 1.8

Distimi

% 2.2

% 0.8

% 1.6

Kısa Yineleyici Depresyon

% 2.2

% 0.8

% 1.6

Alkol Bağımlılığı

% 0.1

% 1.7

% 0.8

Diğer3

% 3.8

% 1.2

% 2.7

Toplam

% 22.4

% 10.9

% 17.2

Tanı

Ortalama %

Depresif Bozukluk

25.5

Anksiyete Bozukluğu

13.6

Organik Mental Bozukluk

12.2

Somatoform Bozukluk

11.0

Uyum Bozukluğu

6.9

Psikotik Bozukluk

5.1

Psikosomatik Hastalıklar

2.9

Madde Bağımlılığı

1.1

Psikiyatrik Tanı Konmayan

9.1