Metin Kutusu:

 

Klinik Psikolog ve psikiyatrist / ankara

Başvuru; 0 506 7644 000

Bireysel Psikoterapi, Aile ve Evlilik Terapisi, Psikiyatrik Tedavi Ortamı

Prof. Dr. Atilla Soykan
Psikiyatrist, Bireysel Psikoterapist
<h1>Ankara, Psikiyatrist, Ankara, Psikiyatr</h1>
Detaylı özgeçmiş için tıklayın Psikoterapi deneyimi için tıklayın
Doç. Dr. Psk. Çiğdem Soykan
Klinik Psikolog, Evlilik ve Aile Terapisi, Bireysel Psikoterapist
<h1>Ankara, Psikolog, Ankara</h1>
Detaylı özgeçmiş için tıklayın
<h1> Ankara, Psikiyatr Psikolog Psikoterapi</h1>

M+ Psikoterapi’de verilen bilgiler psikiyatrist yada psikolog değerlendirmesi veya tedavi niteliği taşımaz. Bu sitede yazılanlar yalnız bilgilendirme ve psikiyatrik, psikolojik içgörü arttırma amacı taşımaktadır. Bilgilerin tedavi amaçlı kullanılması nedeniyle ortaya çıkan aksaklıklardan sitenin kurucusu veya www.martiterapi.com sorumlu tutulamaz. Öte yandan, özellikle sitede sunulan testler, bir psikiyatrist yada psikolog değerlendirmesine gidildiğinde yanınızda götürülebilir ve değerlendirmeye yardımcı araçlardır. Bu sitede yayınlanan bütün yazıların her türlü yayın hakkı saklıdır. Kopya edilemez, yayınlanamaz

psikiyatrist tedavi psikoterapi ankaraMetin Kutusu: Psikiyatrik Belirtiler ve Bulgular
Psikiyatrinin Kısa Tarihçesi

Psikiyatri göreceli olarak yeni bir bilim dalıdır. Günümüzden 150-200 yıl öncesine kadar psikiyatrik hastalıklar genel bir grup olarak ele alınıyor ve özellikle ağır olgular, lepra hastaları gibi, toplumdan izole ediliyorlardı.  Pinel’in psikiyatrik hastalıklara “insanca” yaklaşıldığında olumlu sonuçların alınabileceğini saptaması ve görüşlerinin Avrupa’da pek çok “tımarhanede” uygulamaya sokulması ile bu hastalarla daha fazla ilgilenilmesine ve bilgi birikiminin artmasına yol açmıştır. 
Gözlemler, olgu bildirimleri ve araştırmalar psikiyatrik hastalıkların farklı özellikler gösteren iki ana grupta toplanmasıyla sonuçlanmıştır; psikoz ve nevrozlar. Psikozlar Kreapelin tarafından “erken bunama” (şizofreni) ve psikoz manyak depresif (bipolar bozukluk) olarak alt gruplara ayrılmış ve daha sonraları paranoid bozukluk, şizoaffektif bozukluk, şizofreniform bozukluk gibi psikotik tablolar da tanımlanmıştır. Nevrozlar ise Freud’un esas ilgi alanı olmuştur. Günümüzde anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, nevrotik depresyon, fobiler, panik bozuklukları, somatizasyon bozukluğu (histerik nevroz), hipokondriasis gibi hastalıklar “nevroz” tanımında betimlenen özellikleri gösterdikleri düşünülen hastalıklardır. 

Psikiyatride “Normal” ve Patolojik Ayırımı

Tüm insanlar yaşamlarının değişen dönemlerinde, değişen şiddetlerde psikiyatrik semptomlar gösterir. Durum böyle olduğunda, bireyin gösterdiği semptomların ne zaman “normal” ne zaman psikiyatrik hastalık lehine patolojik sayılması gerektiğinin belirlenmesi önemlidir.  Psikiyatrik semptomu olan bir birey, günlük olağan işlevlerini yeterli bir düzeyde yerine getiriyorsa yani çalışabiliyorsa, sosyal ve aile içi ilişkilerinde ciddi problemler yaşamıyorsa, ve bu psikiyatrik semptomu kendisini aşırı derecede rahatsız etmiyorsa sözkonusu kişinin, semptomlarına rağmen “normal” olduğunu düşünebiliriz. Örneğin,  sosyal fobik semptomları olan biri, toplum önünde ya da amiri ile konuşurken rahatsız olmasına ve bundan mümkün olduğunda kaçınmasına rağmen, gerektiğinde konuşuyor ve bu belirtisi yaşam kalitesini düşürecek düzeyde sıkıntı yaratmıyor ise bu kişinin “normal” olarak değerlendirilme olasılığı yüksektir. Öte yandan, aynı kişi, hissedeceği sıkıntıdan korkarak amirinin karşısında konuşmaktan kaçınıyor ve bu yüzden zarar görüyorsa ya da “ben neden bu kadar çekingenim, neden kimsenin önünde konuşamıyorum” gibi düşüncelere sık sık kapılarak belirgin sıkıntı, karamsarlık yaşıyorsa bu kişide tedavi edilmeyi gerektirir düzeyde sosyal fobi olduğundan sözedebiliriz.

Tablo 1’de belirtilen psikotik belirtilerin varlığında “normal” ve patolojik ayırımı göreceli olarak daha kolaydır. Bu belirtileri gösteren hastalarda gerçeği değerlendirme işlevi belirgin olarak bozulmuştur.  Eşlik eden semptomlara ve hastalığın süresine bağlı olarak, hastaya, şizofreni, bipolar bozukluk, şizoaffektif bozukluk gibi tanılardan hangisinin konacağı saptanır.








Bilişsel işlevler yüksek kortikal fonksiyonlardır ve bu fonksiyonların bozulduğu durumlarda da “normal” ve patolojik ayırımını yapmak göreceli olarak kolaydır. Bilinci bulanık, dikkatini bir konuda yoğunlaştıramayan, bulunduğu yeri, tarihi bilemeyen bir kişide bilişsel işlevlerin bozulduğundan sözedilebilir. Bu kişi hallusinasyon, hezeyan, çağrışım kusurları gibi belirtiler gösteriyor  olsa bile, mutlaka bu belirtilere neden olabilecek organik nedenlerin  araştırılması gereklidir. Kitabın demans ve deliryum ile ilgili bölümlerinde bu semptomlar ve muayene yöntemleri ele alınmıştır.
Nevrotik belirtiler ise, özellikle hafif olduklarında, “normal” veya patolojik ayırımı yapmak güç olabilir. Tablo 4.2’de sık rastlanan bazı nevrotik semptomlar verilmiştir. Kitabın ilgili bölümlerinde nevroz grubunda yer alan hastalıkların semptomları daha geniş ve kapsamlı olarak ele alınmıştır. Aşağıdaki semptomları gösteren bireylerde bu semptomların kişide yarattığı sıkıntı, günlük hayatına etkisi, ne kadar zamandır sürmekte olduğu, semptomların toplam sayısı ve şiddeti “normal” veya patolojk ayırımında önemlidir. 
Kişilik bozuklukları da, özellikle hafif şekillerinde, normalden ayırımında güçlük yaşanan durumlardır.  Kişilik bozukluklarında temel bulgu kişinin davranış, düşünce ve ilişki kurma biçiminin içinde bulunduğu  toplumun normları ile uyumsuz olmasıdır.  Bir insanın çeşitli ortam ve durumlarda toplumun normlarına uygunsuz tutum ve davranış göstermesi tek başına patoloji işareti değildir. Uyumsuzluğu “kişilik bozukluğu” boyutuna taşıyan her ortamda aynı tutumun sürdürülmesi, uyarılara ve sözkonusu tutum ve davranışlar nedeniyle olumsuz sonuçlar yaşanmasına rağmen bunların değiştirilmemesi ya da esnetilememesidir. Kişilik bozukluğu olan bireyler semptomları nedeniyle işlerinde,  sosyal ve aile içi ilişkilerinde ciddi problemler yaşamalarına rağmen,  bu problemlerin sorumlusu olarak “diğerlerini” görürler.
 


















Normalden ayırımda en büyük güçlük ise normal olarak insanın psikolojik dengesini sarsan bir olay yaşamış bireylerde “psikiyatrik” semptomlar ortaya çıktığında yaşanmaktadır. Eşini kaybetmiş bir kadının depresif semptomlarının olması beklenir; deprem yaşamış bir bireyin “bir ses duyduğunda irkilmesi” ya da gece uykuya dalma güçlüğü yaşaması doğal olabilir; ani kalp krizi geçiren birinde sokağa tek başına çıkmak istememe gibi agorafobi semptomlarına rastlanabilir. Bu bireylerde semptomların kişide yarattığı sıkıntı, günlük hayatına etkisi, ne kadar zamandır sürmekte olduğu,  olay üzerinden ne kadar zaman geçtikten sonra başlamış olduğu, semptomların toplam sayısı ve şiddetinin zaman içindeki artması ya da azalması “normal” veya patolojk ayırımında yardımcıdır. 

Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerine Başvuran Hastalarda Olası Psikiyatrik  Tablolara Genel Bakış

Yukarıdaki değerlendirme ile hastanın psikiyatrik bir patoloji gösterdiğini düşündüren veriler elde edilmiş ise aşağıdaki 5 ihtimalden hangisinin bu hastayı daha iyi açıkladığına karar verilmelidir.  Bu tablolar;
Hastanın tüm belirti ve bulguları psikiyatrik bir hastalıkla ilgilidir. Örneğin, hasta başağrısı, halsizlik, bitkinlik yakınmaları ile başvuruyor ve hastada ellerde-ayaklarda uyuşma ve karıncalanma, bel ve oynak ağrıları, dispepsi, dispne, boğazında bir yumru varmış hissi, sık idara gitme şikayetlerinin de bulunduğu anlaşılıyor. Şikayetleri herhangi bir fiziksel rahatsızlıkla açıklanamıyor ise   somatizasyon bozukluğu tanısı bu belirtilerin hepsini açıklayabilen bir psikiyatrik rahatsızlık olarak akla gelir.
Hastanın dahili ya da cerrahi bir hastalığı vardır. Bu hastalıkla bağlantısız olarak psikiyatrik bir  tanı alacak şiddet ve sürede psikiyatrik semptomları vardır.  Örneğin, myokart infarktüsü geçirmiş bir hastada, 1 yıl sonra, herhangi bir kardiyak bulgu olmamasına rağmen,  “ya kalp krizi geçirirsem kaygısı” nedeniyle sürekli yanında bir yakınının kalmasını talep etme, sık sık telefonla kendisinin aranmasını ve kontrol edilmesini isteme, huzursuzluk, yerinde duramama, nedenini bilemediği “kötü bir şey olacakmış” hissi gibi anksiyete bozukluğu bulguları saptanırsa, bu bulgular büyük olasılıkla kalp hastalığı ile ilgili değildir ve ek psikiyatrik tedaviye ihtiyaç vardır. 
Hastanın dahili ya da cerrahi bir hastalığı vardır. Bu hastalıkla ya da bu hastalıkta kullanılan ilaçlarla bağlantılı olarak  psikiyatrik semptomlar ortaya çıkmıştır.  Hipotiroidisi olan bir hasta, bu hastalık belirtileri ile birlikte ve eş-zamanlı olarak başlamış karamsarlık, hareketlerde yavaşlama, uykusuzluk, iştahsızlık, hayattan tad almama gibi depresif belirtiler de gösteriyorsa, depresyonun “hipotiroidiye bağlı” olduğu tıbbi kanaati oluşabilir. Bu tür kanaat oluşan hastaların psikiyatri tarafından ayırıcı tanı açısından değerlendirmeye gönderilmesi uygundur.  
Hastanın dahili ya da cerrahi bir hastalığı vardır. Bu hastalığın ortaya çıkışında ya da alevlenmesinde psikososyal etkenler rol oynamaktadır.  Hipertansiyonu, peptik ülseri, diyabeti olduğu tespit edilen bir hastanın semptomları, kızını evlendirme, oğlunun askere gitmesi, miras konuları nedeniyle kardeşleriyle tartışması gibi sosyal olaylarla ya da üzüldüğünde, sıkıldığında veya öfkelendiğinde karşısındakini kırarım kaygısıyla bunu söyleyememe gibi psikolojik nedenlerle alevleniyorsa “psikosomatik hastalık” tanımı kullanılır. Her dahili hastalığın ortaya çıkışında ve/veya alevlenmesinde biyolojik olduğu kadar, olguya göre değişen oranlarda, psikososyal etkenlerin de rolü vardır ve  kimi olguda yalnızca biyolojik tedaviler hastalık semptomlarını kontrol etmede yetersiz kalabilir.    
Hastanın psikiyatrik bir hastalığı vardır. Bu hastalıkla bağlantılı olarak fiziksel belirtiler ortaya çıkmıştır. Örneğin, bir hasta, boyuna göre kilosu çok düşük olmasına rağmen kendini şisman hissetme ve kilo almaktan aşırı korku; her yediği yemeğin kalorisini hesaplama ve kilo almama kaygısı ile aşırı egzersiz yapma; son 6 aydır adet görmeme şikayetleri ile getiriliyor. Hastanın bu bulguları ile anoreksiya nevrozası olduğu düşünülebilir. Bu hastanın muayenesinde saptanan malnütrisyon bulguları da anoreksiya nevroza ile bağlantılı olarak gelişmiştir.



Metin Kutusu: M+ Psikoterapi
Doç. Dr. Çiğdem Soykan,  Psikolog   Prof. Dr. Atilla Soykan, Psikiyatrist
Adres: Köroğlu (Uğur Mumcu) Cad. 13/1
Gaziosman Paşa, Çankaya, Ankara

Tel: 0 (312) 4479300– Faks; 4470011
GSM; 0 506 7644000

Liste —Site içi

tüm bağlantılar

Sunulan Hizmetler

Kendinizi Test Edin!

Özgeçmişlerimiz

Bilgi Bankası

Ana Sayfa

Sunulan Hizmetler, Özet

Testler Genel Bilgi

Prof. Dr. Atilla Soykan

Psikiyatrik Hastalıklar

Nasıl Çalışıyoruz ?

Psikiyatrik Değerlendirme

Depresyon Testi

Doç. Dr. Çiğdem Soykan

Psikiyatrik Belirtiler

Başvuru Form ve Testleri

Bireysel Psikoterapi

Genel Anksiyete Testi

Prof. Dr. Atilla Soykan, Psikoterapi

Depresyon ve İlaçları

Adres ve Harita

Evlilik, Aile Terapisi

Cinsel İşlev Testi

 

Sosyal Fobi

Bağlantılar 

Diğer Hizmetler

Sosyal Fobi Testi

 

Obsesyon, Kompulsiyon

 

 

Obsesyon Testi

 

Panik Bozukluk

 

 

Panik Bozukluk Testi

 

 Genel Anksiyete Boz.

 

 

Sonucu Yorumlayın

 

Somatoform Bozukluk

 

 

 

 

Post Travmatik Boz.

Tablo 1. Sık Rastlanan Psikotik Belirtiler

Hallusinasyon: Uyaran olmaksızın ortaya çıkan algılar; çevrede kimse yokken kendisiyle konuşan sesler duyma, boş bir odadayken odada başka insanlar görme  gibi,

Hezeyan: Yanlış bir fikre saplandığının kuvvetle muhtemel olduğu kişiye gösterilmesine rağmen bireyin değiştiremediği sabit fikirler; sokakta arkasında yürüyen insanların kendisini izleyen ajanlar olduğunu düşünme, hiçbir delil olmamasına rağmen ısrarla eşinin kendisini aldattığına inanma, beyninin uzaylılar tarafından çalındığına ve içine düşünceler sokularak geri takıldığına inanma, kendinin Tanrı olduğuna inanma gibi.

Çağrışım kusurları: Hastanın konudan konuya atlaması, anlaşılmaz konuşması, hiç susmadan konuşması, aynı şeyi tekrar tekrar söylemesi, hiç  konuşmama (mutizm) gibi.

Dezorganize davranışlar: ortalıkta soyunma, büyük abdestiyle oynama, ani ve yersiz saldırganlık, intihar girişimleri, hiç hareket etmeden günlerce aynı pozisyonu koruma (katatoni) gibi

Tablo 2. Sık Rastlanan Nevrotik Belirtiler

Depresif semptomlar: Yaşamdan tad almama, intihar fikir ve girişimleri, kendini değersiz görme, hareketlerde yavaşlama, iştah değişiklikleri, eskiden hoşuna giden davranışları yapmama, ilgi-istek kaybı, uyku bozuklukları, halsizlik, bitkinlik, umutsuzluk ve çaresizlik duyguları.

Anksiyete semptomları: Kişi sürekli olarak kendine ya da yakınlarına kötü bir şey olacak hissi içindedir; bu tedirginliğinin aşırı olduğunu farketse bile kontol edemez; huzursuzluk, yerinde duramama gibi belirtilerin yanısıra dikkatini yoğunlaştıramama, kolay yorulma, kaslarda gerginlik ve uykuya dalma güçlüğü ve ani uyaranlarla irkilme

Panik atağı: Birden başlayan, kısa sürede çok şiddetlenen yoğun sıkıntı, ölüm korkusu, aklımı yitireceğim korkusu gibi psikolojik belirtilere eşlik eden nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı ya da göğüşte sıkışma, dispne, ellerde-ayaklarda uyuşma gibi fiziksel belirtilerin gözlendiği, çoğu kez 30-60 dakikada hafifleyen şiddetli anksiyete hali

Sosyal fobi semptomları: Diğer insanların karşısında konuşurken ya da toplu yemek yenilen ortamlar gibi dikkatlerin kendisine yönelebileceği durumlarda kendini küçük düşürebilecek, utandırabilecek davranışlar yaparım korkusu; bu tür durumlarla karşılaşıldığında yoğun anksiyete duyma

Agorafobi semptomları: Panik benzeri semptomların ortaya çıkması kaygısı nedeniyle kaçıp, kurtulmanın güç olabileceği ya da yardım alamayacağı ortam ve durumlarda bulunmaktan yoğun sıkıntı duyma ve bu ortamlardan uzak durma

Özgül fobi: Yılan, böcek, bıçak  gibi nesnelerle ya da yüksekten bakma gibi durumlarla karşı karşıya kalmaktan kaçınma, bu nesne ya da durumlarla karşılaşıldığında yoğun anksiyete duyma

Obsesif-kompulsif bozukluk semptomları: Obsesyonlar (kişi istememesine rağmen aklına gelen, onu rahatsız eden fakat aklından atamadığı mikrop kapma, kapıyı-tüpü kapattığından emin olamama ya da “kendimi bıçaklarmıyım” gibi  düşünce, duygu ve dürtüler) ve kompülsiyonlar ( kişinin kaygısını yatıştırmak, obsesyonlarını engellemek amacıyla, mantıksız olmasını bilmesine rağmen, tekrar tekrar yaptığı ellerini saatlerce yıkama, kapıyı-tüpü defalarca kontrol etme gibi davranışlar)

Hipokondriak (hastalık hastalığı) semptomlar: Sürekli ağır bir hastalığı olduğundan kaygılanma; bu hastalığın belirtilerini önceden saptamak amacıyla kendini sürekli inceleme; normal vücut işlevlerini hastalık belirtisi gibi yorumlama; “saptanamayan” hastalığını ortaya çıkartma amacıyla sık doktora gitmek; doktorun açıklamalarıyla ancak kısa süreli olarak ikna olma

Somatizasyon semptomları (histerik nevroz): Çoğu kez 30 yaşından önce başlayan, süreğen, dalgalı seyir gösteren ve pek çok organ sistemini ilgilendiren semptomlar; ağrı, gastrointestinal, nörolojik semptomlara sık rastlanılır ancak yapılan fizik ve laboratuar değerlendirmeleri ile belirtileri açıklayabilecek fiziksel bir hastalık saptanamaz

Konversiyon semptomları: Nörolojik hastalıkları düşündüren, felç, uyuşma, karıncalanma, hissizlik, ses kısıklığı, görme kaybı gibi belirtiler; bayılmalar