Metin Kutusu:

 

Klinik Psikolog ve psikiyatrist / ankara

Başvuru; 0 506 7644 000

Bireysel Psikoterapi, Aile ve Evlilik Terapisi, Psikiyatrik Tedavi Ortamı

Prof. Dr. Atilla Soykan
Psikiyatrist, Bireysel Psikoterapist
<h1>Ankara, Psikiyatrist, Ankara, Psikiyatr</h1>
Detaylı özgeçmiş için tıklayın Psikoterapi deneyimi için tıklayın
Doç. Dr. Psk. Çiğdem Soykan
Klinik Psikolog, Evlilik ve Aile Terapisi, Bireysel Psikoterapist
<h1>Ankara, Psikolog, Ankara</h1>
Detaylı özgeçmiş için tıklayın
<h1> Ankara, Psikiyatr Psikolog Psikoterapi</h1>

M+ Psikoterapi’de verilen bilgiler psikiyatrist yada psikolog değerlendirmesi veya tedavi niteliği taşımaz. Bu sitede yazılanlar yalnız bilgilendirme ve psikiyatrik, psikolojik içgörü arttırma amacı taşımaktadır. Bilgilerin tedavi amaçlı kullanılması nedeniyle ortaya çıkan aksaklıklardan sitenin kurucusu veya www.martiterapi.com sorumlu tutulamaz. Öte yandan, özellikle sitede sunulan testler, bir psikiyatrist yada psikolog değerlendirmesine gidildiğinde yanınızda götürülebilir ve değerlendirmeye yardımcı araçlardır. Bu sitede yayınlanan bütün yazıların her türlü yayın hakkı saklıdır. Kopya edilemez, yayınlanamaz

psikiyatrist tedavi psikoterapi ankaraMetin Kutusu: Sosyal Fobi   (Sosyal Anksiyete Bozukluğu)

1.1 Giriş

Sosyal fobi, ergenlik yaşlarında başlayan, kişinin  üretkenliğini ve yaşam kalitesini düşüren, kronik seyirli ve güç tanınan bir rahatsızlıktır. 
Oysa, erken tanı ve tedavi ile oluşacak yıkım ve ko-morbid hastalıkların önüne geçebilmek olasıdır. 

1.2. Sosyal anksiyete ve utangaçlık, içe-dönüklük

Yeni insanlarla tanışırken, bir sunum yaparken yada “önemli” bir kişiyle konuşurken bir miktar anksiyete duyulması normaldir. Bu anksiyetenin kaynağı,  iyi tanımadığımız veya sosyal olarak daha avantajlı konumda olan kişilerin düşüncelerinin bizim o sosyal ortam içindeki konumumuza etki etme olasılığıdır.  Tüm insanlar toplumun sosyal normlarından etkilenirler.  Diğer insanlarla kurulan etkileşimin biçimi o ortamda rahat etmemize yada gerilmemize neden olabilme potansiyeli taşır ve hemen herkes, çoğu kez, ilk kez girdiği ortamlarda geri planda durmaya ve ilgi odağı olmamaya-dikkat çekmemeye çalışır.  Bu inhibisyon “utangaç” insanlarda daha da belirgidir.
Utangaç insan diğer insanlarla birlikte olma, konuşma, bir konuda yardım isteme gibi durumlarla karşı karşıya kaldığında kendini huzursuz, tedirgin, gergin hisseder ve sonuçta anksiyetenin fiziksel semptomları gelişir. Bu durum çoğu zaman tanımadıkları kişilerin bulunduğu ortamlarda görülür ve kişi “kötü” hissetmemek için yeni ortamlara girmekten kaçınır, eğer girdiyse söz almamaya çalışır. Birçok kişide utangaçlık derece-derecedir; karşı cinse karşı aşırı utangaçlık duyan biri, aynı cinsten biriyle daha rahat olabilir.
İçe dönük kişi ise sosyal ilişkilerden haz almaz, kendisine “aşırı” yük yüklediğini düşünür ve kendi tercihi ile sosyal ilişkilerden uzak durur. Enerjisi ve ilgisini tek başına yaptığı uğraşlara yöneltir ve bundan keyf alır.
Hem utangaçlık hem de içe-dönüklük çoğunlukla çocukluk-ergenlik döneminde başlayan ve birbirlerinden farklı kişilik özellikleridir. Toplumsal tercihler dışa dönük ve girişken olmaya daha değer vermesine rağmen, aşırı olmamak kaydıyla, hem utangaçlık, hem de içe-dönük olma kişiye bazı avantajlar da sağlarlar. Öte yandan, her iki özellik de aşırı düzeydeyse ve kişinin yaşantısını-gelişimini engelliyor ise başta sosyal fobi olmak üzere çeşitli psikiyatrik rahatsızlıkların varlığını araştırmak gereklidir. Tablo 1’de normal sosyal anksiyete ile sosyal fobi ayırımında yardımcı olabilecek klinik sorular yer almaktadır. 

Çocuk döneminde utangaçlık ve içe-dönük gözlendiğinde uygulanabilecek genel yaklaşımlar;
·	Sosyal ortamlardan ve iletişimden kaçınma çocuğun “karakterinin” değiştirilemez bir  parçası değildir !
·	Çocuğun korkusu tam olarak anlaşılmalıdır. Başkalarının yanında ne olacağından, ör; dalga geçilmekten mi, korkuyor?
·	Korktuğu şeyin başına gelme olasılığı düşündüğü kadar yüksek mi? Arkadaşlarına göre kendini fazla mı eleştiriyor?
·	Başkalarının onun sandığı kadar kendisini incelemediği ve katı bir şekilde yargılamadığı fark ettirilmelidir. İşin doğrusu, aslında tüm çocuklar kendileri ve diğerlerinin onlar hakkında ne düşündüğü ile çok daha fazla ilgidirler
·	Çocuğun başkaları ile konuşurken göz kontağı kurması, onlara kendilerini anlattıracak sorular sorması risk almadan iletişime geçmesi ve utangaçlığını yenmesi açısından önemlidir
·	Ebeveyn, çocuğu ile birlikte diğer çocuklarla oynayarak sosyal iletişimi kolaylaştırabilir. Çocuğun  bildiği, yanlış yaptığında utanma olasılığı az olan oyunlar tercih edilmelidir

1.3. Sosyal Fobi; Sıklık ve Seyir

Sosyal fobi en sık rastlanan psikiyatrik rahatsızlıklardan biridir. Kültürlerarası belirgin sıklık farklı olup, toplumun %2-15’i hayatlarının bir döneminde sosyal fobi tanısı alacak düzeyde semptom gösterirler. Japonya, Çin gibi uzak-doğu ülkelerinde sıklık çok yüksektir. Türkiye genelinde yapılan bir çalışmada ise, son 1 yıl esas alındığında, toplumun %2’sinin sosyal fobi tablosu gösterdiği saptanmıştır. Kadınlarda biraz daha fazla görülür.  
Ergenlerin 1/4’ünde az ya da çok sosyal fobik özellikler gözlenmekle birlikte, bunların yalnızca 1/10’unda belirtiler ve işlev kaybı sosyal fobi tanısının konmasını gerektirir düzeye ulaşır.  Basit tip ortalama başlangıç yaşı 22 iken, daha ağır bir klinik tablo olan yaygın tip sosyal fobinin klinik tanı alacak düzeye ulaşması ortalama 16 yaşında olur.
Sosyal fobi olguları, hastalığın yapısıyla da bağlantılı olarak, şikayetlerinden hekime bahsetmeme eğilimindedirler.  Dünya Sağlık Örgütü destekli bir çalışmada, birinci basamak sağlık hizmetlerine başvuran ve sosyal fobi tanısı konan olguların yalnızca % 5’i sorulmadan şikayetlerinden bahsetmiştir.  Hastaların çoğu birinci basamak hekime giderler; erken tanı ve olası yıkımları-komplikasyonları engelleme açısından bu hekimlere ciddi görevler düşmektedir.  Sosyal fobi olgularında intihar, depresyon ve alkol bağımlığı oranının yüksek olması  da erken tanıyı zorunlu kılmaktadır.
Sosyal fobi “atlanma” olasılığı yüksek tanılardandır. Çoğu olguda hastalık başladıktan sonra tanı için geçen süre 10 yıldan fazladır. Tanı gecikmesinin önemli nedenlerinden biri olguların durumunun “utangaç” veya “içedönük” gibi tanımlamalarla normalize edilmeye çalışılmasıdır. Bazı olgular ancak depresyon, panik bozukluğu gibi komorbid hastalıklar geliştiğinde tanı alırlar.
Tedavi edilmeyen sosyal fobinin seyri kroniktir; bazı olgularda yaş ilerledikçe semptomlarda azalma görülebilir. Yine de, tanı konan olguların önemli bir kısmı yıllar sonra da tanı alacak düzeyde semptom göstermektedirler. Şekil 1’de sosyal fobinin, depresyonla karşılaştırmalı olarak spontan düzelme olasılığı gösterilmektedir.
Sosyal fobi olguları tanısı konduğunda olguların 1/3’ünde ciddi işlev kayıpları gelişmiştir; okul başarıları ve eğitim düzeyleri düşüktür, arkadaşları azdır, işsizlik oranı yüksek-gelir düzeyleri düşüktür, meslek sahibi olanlar mesleklerinde ilerleyememiştir, evlenmemiş olma ihtimalleri yüksektir ve kendilerine güvenleri azalmıştır.  
Olguların çoğunluğunda klinik tablo ergenlik döneminde, yani,  iş ve sosyal yaşantıya ilişkin tercihler yapılamadan önce yerleşir.  Bu olgularda, işlev kaybının yanı sıra beklenen işlevsellik düzeyine ulaşamama da söz konusudur.

1.4. Sosyal Fobi: Neden Gelişir

Sosyal fobi genetik yatkınlık zemininde çevresel faktörlerin etkisi ile gelişen bir hastalıktır. Genetik zeminin güçlü olduğu durumlarda hafif çevresel faktörler hastalığın ortaya çıkması için yeterli olurken, genetik yüklülüğü düşük kişilerde yoğun çevresel faktörlerin varlığında hastalık gelişebilir.  
Bazı insanlar çocukluktan itibaren yeni ortamlarda-durumlarda zorlanırlar; başkalarının gözlemlerine daha duyarlı, utanmaya eğilimli ve iletişimlerinde risk-almayan, tedbiri elden bırakmayan bir kişilik yapısına sahiptirler. Bu özellikler sosyal fobi gelişmesi için bir zemin oluşturabilir. Bazıları ise ebeveyn davranışlarını gözleyerek veya yaşadıkları deneyimler paralelinde sosyal fobik özellikler geliştirirler. Ayrıca, bireyin stresle baş etme becerilerinin düşük olması ve kendisine güvenin az olması da sosyal fobi gelişimine katkıda bulunan diğer değişkenlerdir.  Mükemmeliyetçi, küçük hatalarında kendini eleştirenlerde ve kaygılı kişilerde sosyal fobi gelişme olasılığı daha yüksektir. 
Ailesinde anksiyete bozukluğu olanlarda sosyal fobi dahil olmak üzere diğer anksiyete bozukluklarının gelişme olasılığı daha yüksektir. İkiz çalışmalarında genetik geçiş sosyal fobik özellikleri ilişkin varyansın % 48’ini açıklarken, sosyal kaçınma, anksiyeteli olma ve olumsuz eleştirilmekten korkma genetik geçişle en ilişkili parametreler olarak saptanmıştır. Ayrıca utangaçlık ve “kaçıngan” kişilik bozukluğu ile sosyal fobi sıklığı arasında pozitif korelasyon vardır.
Biyolojik faktörlerin hastalıktaki önemini destekleyen görüntüleme çalışmaları sosyal fobi hastalarında çeşitli nörotransmitter sistemlerinde bozulmaya işaret etmektedir.  
Sosyal fobi oluşumunda önemli bir basamak sosyal ortamlarda anksiyete duyma ve çeşitli fiziksel belirtiler yaşamak iken, sosyal fobi geliştiren kişilerde bu durumdan kaçınma yani iletişimden kaçınma belirleyicidir. Kişi kaçınma davranışı ile, bir anlamda, sıkıntı ile baş etme yolu bulmuş olur. Öte yandan, sosyal iletişimin yaşamsal önemi olan insan toplumunda, bu baş etme yolu maldaptiftir; uzun vadede bireyin mesleki ve sosyal yaşantısını etkilerken, kişisel gelişimini, kendine güvenini ve genel olarak da baş etme becerilerini bozar.  Genetik zemin üzerinde gelişen bu durum “sosyal fobi kısır döngüsü” haline gelerek, semptom ve kayıpların daha da artmasına neden olur 
Şekil 1. Sosyal Fobi Kısır Döngüsü                                                                                                                                   Şekil 2. Tanı konduğunda eşlik eden hastalıklar



Resim5_0Metin Kutusu: M+ Psikoterapi
Doç. Dr. Çiğdem Soykan,  Psikolog   Prof. Dr. Atilla Soykan, Psikiyatrist
Adres: Köroğlu (Uğur Mumcu) Cad. 13/1
Gaziosman Paşa, Çankaya, Ankara

Tel: 0 (312) 4479300– Faks; 4470011
GSM; 0 506 7644000

Liste —Site içi

tüm bağlantılar

Sunulan Hizmetler

Kendinizi Test Edin!

Özgeçmişlerimiz

Bilgi Bankası

Ana Sayfa

Sunulan Hizmetler, Özet

Testler Genel Bilgi

Prof. Dr. Atilla Soykan

Psikiyatrik Hastalıklar

Nasıl Çalışıyoruz ?

Psikiyatrik Değerlendirme

Depresyon Testi

Doç. Dr. Çiğdem Soykan

Psikiyatrik Belirtiler

Başvuru Form ve Testleri

Bireysel Psikoterapi

Genel Anksiyete Testi

Prof. Dr. Atilla Soykan, Psikoterapi

Depresyon ve İlaçları

Adres ve Harita

Evlilik, Aile Terapisi

Cinsel İşlev Testi

 

Sosyal Fobi

Bağlantılar 

Diğer Hizmetler

Sosyal Fobi Testi

 

Obsesyon, Kompulsiyon

 

 

Obsesyon Testi

 

Panik Bozukluk

 

 

Panik Bozukluk Testi

 

 Genel Anksiyete Boz.

 

 

Sonucu Yorumlayın

 

Somatoform Bozukluk

 

 

 

 

Post Travmatik Boz.