• 0 (506) 764 40 00
  • Uğur Mumcu Caddesi 13/1, GOP/Ankara
"DALGALARI DURDURAMAZSINIZ BELKİ AMA;
SÖRF YAPMAYI ÖĞRENEBİLRİSİNİZ"
Jon Kabat-Zinn

Belirli sebeplerden ötürü bozulan dengenin yeniden kurulmasına ve/veya özgün problemlere yönelik bireysel psikoterapiler yapmaktadır.

Psikiyatrik değerlendirme ve psikoterapi uygulamaları yapmakta olup, hafif düzey depresyon ve kaygı bozukluklarının kısa süreli terapilerine odaklanmıştır.

Aile içi iletişimin aksadığı durumlarda tüm aile fertlerini bir arada görerek, sisteme müdahale etmektedir. Ayrıca, iletişim problemlerden kaynaklı sorunlara yönelik bireysel psikoterapiler yapmaktadır.

PSİKOTERAPİ NEDİR?

Psikoterapi, farklı bakış açıları ve yeni deneyimler sağlayarak bireyin psikiyatrik ve psikolojik sıkıntılarında azalma, davranışlarında değişme ve “büyüme-gelişme” amacı güden bir beceri kazandırma ve tedavi yöntemidir.

Psikoterapi, biraz politika'ya benzer; herkes politika hakkında fikir sahibidir, çoğunluk “durumu düzeltmenin” nasıl olacağı hakkında ciddi bir söylev verebilir, azınlık bilgi düzeyini gazete köşe yazılarının ötesine taşır, çok küçük bir azınlık ise konuyu “bilir.”

İyi iletişim yeteneği olan bir birey, yaptığının “psikoterapi” olduğunu düşünebilirken ve çoğu kişi psikoterapi'ye gittiğinde “yol gösterme”, “akıl-öğüt verme”, “yönlendirme”, “rahatlatma” veya “içini boşaltma-herşeyi anlatma” gibi alturistik bir insandan beklenebilecek tutum ve davranışlarla karşılaşacağını varsayar. Oysa, psikoterapi'de bazen “rahatlatıcı” bir teknik kullanılırken, bazen de başvuran kişinin problemleri ile yüzleşerek gerginliğinin geçici olarak arttırılması gerekmektedir.


Değişim farklı basamaklarda gerçekleşebilmektedir.

1-Davranış değişimi,

2-Düşünce değişimi,

3–Kişilerarası iletişim biçimi değişimi,

4- Aile içi çatışma çözümü,

5– Kişilik yapısında değişiklik..

Bireyin psikoterapiye uygunluğu ve uygulanacak yöntem terapist tarafından değerlendirilir. Psikoterapiye katılma kararı isteğe bağlıdır; kişinin rızası varsa yapılabilir. Psikoterapi esnasında konuşulanlar gizlidir ve hastanın “gizlilik” hakları hem etik hem de hukuk tarafından korunmaktadır. Öte yandan, hastanın kendine yada çevresine zarar verme potansiyeli var ise psikoterapist bu gizlilik ilkesini bozabilir; buradaki amaç hastanın zarar görmesinin engellenmesidir.

Psikoterapiye katılan birey kullanılacak terapinın adı ve yöntemi, amacı ve terapi sonunda ne beklenebileceği konusunda ilk yada ikinci seansta bilgilendirilmelidir. Terapiye girecek bireyin sözkonusu terapiyi ve terapiyi yapacak kişinin özgeçmişini, yayınlarını incelemesi aklıllıca bir yaklaşımdır.

Psikoterapi, biraz politika'ya benzer; herkes politika hakkında fikir sahibidir, çoğunluk “durumu düzeltmenin” nasıl olacağı hakkında ciddi bir söylev verebilir, azınlık bilgi düzeyini gazete köşe yazılarının ötesine taşır, çok küçük bir azınlık ise konuyu “bilir.”

İyi iletişim yeteneği olan bir birey, yaptığının “psikoterapi” olduğunu düşünebilirken ve çoğu kişi psikoterapi'ye gittiğinde “yol gösterme”, “akıl-öğüt verme”, “yönlendirme”, “rahatlatma” veya “içini boşaltma-herşeyi anlatma” gibi alturistik bir insandan beklenebilecek tutum ve davranışlarla karşılaşacağını varsayar. Oysa, psikoterapi'de bazen “rahatlatıcı” bir teknik kullanılırken, bazen de başvuran kişinin problemleri ile yüzleşerek gerginliğinin geçici olarak arttırılması gerekmektedir.

Psikoterapiyi Kim Yapar? Psikoterapist Kimdir?

Psikoterapi tanımı ruh sağlığı alnında çalışanların bile tanımlarken belirsizlik yaşadığı bir alandır. Güncel Türkçe Sözlük psikoterapi'yi “hekimin hastayı etkilemek için kullandığı psikolojik yöntemlerin bütünü” olarak tanımlarken, psikoterapi'nin yanlızca hekimler tarafından yapıldığı izlenimini vermektedir. Oysa, psikoterapi, tıp eğitiminde çok sınırlı ele alınan, psikiyatri asistanlığı döneminde ise ancak bazı kurumlarda gerçek anlamda pratik ve uygulamalı eğitim verilen bir alandır. Keza psikoloji mezunlarının da psikoterapi eğitimi son derece sınırlıdır; bir psikolog çoğunlukla bir hastahanede süpervizyon altında çalışarak ya da klinik psikoloji master-doktorası yaptığında “psikoterapist” özelliği ve becerilerini edinebilir. Psikoterapist, kişinin hedefi doğrultusundaki değişim ve gelişim sürecini bilimsel yöntemlerle destekleme, kolaylaştırma ve psikolojik değişimin kalıcı hale gelmesi konusunda bilgi, beceri ve tutum eğitimi almış uzmandır.

Psikoterapi; Uygulamada ortak özellikler nelerdir?

Uygulanan tekniklerdeki farklılıklar her okulun kendi yöntemine paralel bir psikoterapi tanımına yol açmıştır; öte yandan, tüm psikoterapiler için ortak özelliklere dayanarak bir tanım yapmak da mümkündür.

Psikoterapi, eğitimli kişinin, karşıdakinin onayı ile uyguladığı bir tedavidir. Amaç, bireyin, hastalık belirtilerine ve davranışlarına müdahale etmek ve kişisel gelişimini desteklemektir.

Psikoterapi uygulamaları yüksek oranda “eğitim” içermesine ve “eğitim” kişinin gelişimini sağlama amacı gütmesine rağmen, eğitim, tek başına, bir psikoterapi olarak kabul edilmez. Kalp krizi geçiren bir kişi, sigara ile kalp krizi arasındaki bağlantı konusunda eğitildiğinde, öğrendiklerinin etkisi ile sigarayı bırakabilir; bu eğititimin bir etkisidir. Psikoterapi, bu kişi sigarayı bırakamadığında devreye girer. Kişinin, sigara içme davranışını sürdüren etmenler konusunda içgörü ve başetme becerisi artırılarak, örneğin, oral bağımlı kişilik yapısının farkına varması ve/veya kaygı ile başetme becerisi kuvvetlendirilerek, sigarayı bırakması sağlanırsa psikoterapi'den sözedilebilir.

Psikoterapi eğitimli kişi yada kişiler tarafından yapılır. Psikoterapist adayı çoğunlukla psikoloji, tıp, sosyoloji, sosyal hizmetler veya psikolojik danışma-rehberlik gibi alanlarda lisans eğitimi tamamladıktan sonra psikoterapi alanına yönelir ve ek uygulamalı eğitimler alır. Psikiyatri asistanlığı, klinik psikoloji master-doktorası, eğitim veren hastanelerin yataklı psikiyatri sevisleri gibi ortamlarda psikoterapi eğitimi alınabileceği gibi özgün bazı psikoterapiler konusunda eğitim ve sertifikasyon veren uzman kişilerden de psikoterapi öğrenilebilmektedir.

Psikoterapi eğitimi almış kişilerin ortak özelliği bireyi dinlerken “yansız, yüksüz, yargısız” kalabilmeleridir. Başvuran birey, politik bir eğilimden sözettiğinde, genel ahlaki kurallar açısından “uygunsuz” bir davranışını dile getirdiğinde veya saldırgan dürtülerinden dem vuırduğunda, ancak iyi yetişmemiş bir psikoterapist “yanlı (o partiden ben hiç hazetmem !)”, “yüklü (utanmadınmı hiç...)” veya “yargılayıcı (anneye öyle yapılır mı hiç!)” tepkiler verir.

Bireyin psikoterapiye uygunluğu ve uygulanacak yöntem terapist tarafından değerlendirilir. Psikoterapiye katılma kararı isteğe bağlıdır; kişinin rızası varsa yapılabilir. Psikoterapi esnasında konuşulanlar gizlidir ve hastanın “gizlilik” hakları hem etik hem de hukuk tarafından korunmaktadır. Öte yandan, hastanın kendine yada çevresine zarar verme potansiyeli var ise psikoterapist bu gizlilik ilkesini bozabilir; buradaki amaç hastanın zarar görmesinin engellenmesidir.

Psikoterapiye katılan birey kullanılacak terapinın adı ve yöntemi, amacı ve terapi sonunda ne beklenebileceği konusunda ilk yada ikinci seansta bilgilendirilmelidir. Terapiye girecek bireyin sözkonusu terapiyi ve terapiyi yapacak kişinin özgeçmişini, yayınlarını incelemesi aklıllıca bir yaklaşımdır.


    * HİPNOTERAPİ İÇİN BAŞVURCAKSANIZ LÜTFEN İLGİLİ BÖLÜMÜNÜ OKUYUN

    * Hipnoterapi hakkında maalesef pek çok yanlış söylenti bulunma ve kişiler mucizevi bir şekilde iyileşme, kötü anılarını silme, tek seansta tüm problemlerinin hallolması vb. gibi beklentilerle başvurabilmektedir. Bu sebepten ötürü sayfayı detaylı bir şekilde inceleyip okuduktan sonra başvurmanız, zaman kaybını engelleyebileceği gibi psikoterapi açısından daha gerçekçi hedefler oluşturmanızda size yardımcı olacaktır.

    HİPNOZ HAKKINDA GENEL BİLGİLER

    Hipnoz teorisine göre beynimizin çalışması 4 temel kısımdan oluşmaktadır. Bunları, bilinç, eleştirel faktör, alt-bilinç ve bilinçaltı olarak olarak tarifleyebiliriz. “Bilinç’, düşünür, dış ve iç konuşmayı üretir; mantıklıdır, gelecekle ilgili analiz ve tahminlerde bulunur. Aynı anda bir sürü şeyi algılar ve yanıt verirken, bir zaman diliminde bir konuya odaklanır ve üzerinde fikir yürütürüz. Bilinç diye tarif ettiğimiz şey o an odaklandığımız alandır. Konuşma dediğimiz şey ise odaklanma işlevine hizmet eder. Düşünme çoklu gelir ama konuşma düşündüklerimiz arasında odaklandığımız konu üzerine olur. Aynı anda yürüttüğümüz diğer işlevler ise ‘alt-bilinç’ tarafından daha önce kayıt edilen tepki biçimlerine göre verilen kararlarla yönetilirler. Örneğin, araba kullanırken yanındaki kişiyle konuşma işlevi bilinç tarafından yürütülürken, arabayı kullanma, kimseyi ezmememe, kırmızı ışıkta durma işlevi alt-bilinç tarafından gerçekleştirilir.

    HİPNOZ VE HİPNOTERAPİ hakkında detaylı bilgi için tıklayın

    BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI PSİKOTERAPİ NEDİR? ?

    Bilişsel ve davranışçı terapiler, sık rastlanan psikoloji durum ve psikiyatrik hastalıkların pek çoğunda, bugün için bilinen en güçlü ve kalıcı etki sağlayan terapi yöntemi olarak kabul edilirler. Her iki yaklaşım da öğrenme kurallarına dayanır; davranışçı yaklaşım uyaran ve yanıt ilişkisini ele alırken, bilişsel yaklaşım uyarana yanıt oluşumunda kişinin yorumlama biçimini sorgular. Kısa süreli ve hedef odaklı terapilerdir. Terapist hedeflenen amaca ulaşmak amacıyla hastasına aktif rehberlik yapar.

    Davranışçı terapilerde ne yapılır ?

      - Davranışçı terapiler, deterministik bir yaklaşımla, uyarana ilişkin tüm özellikler biliniyorsa, tepkinin tahmin edilebileceği varsayımı üzerine kurulurlar

      - Tepkinin belirlenmesinde klasik-edimsel koşullanma ve sosyal öğrenme kuramları esas alınır,

      - Öğrenme, insanı harekete geçiren iç ve dış uyaran ile ortaya çıkan yanıt arasında bağ kurma işlevi olarak tanımlanır ,

      - Terapide uyaran kontrolü, sistematik duyarsızlaştırma, yüzleştirme, model alma, karşıt tepki oluşturma, sönme, genelleme gibi öğrenme kuramlarında yer alan gözlemler kullanılarak, bireyde, kalıcı ve işlevsel tepkilerin oluşturulmasını amaçlar.

      Bilişsel terapilerde ne yapılır ?

      - Bilişsel terapiler, iç-konuşma, düşünceyi hedef alırlar,

      - Kişinin, başına gelenden dolayı değil, başına gelen şeyi yorumlama şeklinden dolayı kötü hissettiğine vurgu yaparlar

      - İç ve dış uyaranların gerçekçi yorumlanamamasının psikolojik problemlerin kökünde yer aldığını kabul ederken; bunları gerçekçi yorumlamayı öğreten tekniklerin kişide hem semptomatik hem de yapısal değişim ortaya çıkartabileceği varsayımını benimserler. ile ortaya çıkan yanıt arasında bağ kurma işlevi olarak tanımlanır ,

      - Terapi otomatik düşünceleri, düşünce hataları ve temel inaçları saptama ve alternatif düşünme becerisi kazanma üzerine kurulur.

      BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ hakkında detaylı bilgi için tıklayın

    BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI HİPNOTERAPİ NEDİR?

    Hipnoz ve hipnoterapi teorisi, genel olarak, psikolojik problemlerin ve psikopatolojinin bir nevi oto-hipnoz olduğunu ve işlevsel olmayan duygu, düşünce ve davranışların zihinde canlandırılması sonucu oluştuğunu varsayar. Bu bağlamda bilişsel bir kuramla psikopatolojiyi açıklar. Bununla bağlantılı olarak, modern bilişsel yaklaşımlar geliştirilmeden önce, davanışçı yaklaşımı kullanan Wolpe, Michenbaum, Salter, Lazarus ve hatta Ellis tarafıdan sıkça yoruma müdahale amacıyla kullanılmıştır.

    Bilişsel davranışçı hipnoterapi ise 3. kuşak bir terapi yöntemi olarak hem klasik hipnoterapiden, hem de bilişsel-davranışçı yaklaşımdan ayrışır. Bu yaklaşımlarla terapiye kazandırılan teknikleri kullanırken; problemlerin nedenleri-köklerini anlaması ile değil, çözüm becerilerine sahip olması ile uğraşılır; kalıplaşmış herhangi bir psikopatoloji teorisine değil, başvuran kişinin dünya görüşüne uygun açıklamalara ağırlık verilir; terapist çok esnektir ve bir teoriyi takip etmekten çok, kendi tarzını terapide ortaya koyar; kişinin geçmişinin onarılmasıyla değil, geleceğinin onun istediğine ve değer yargılarına uygun gelişmesiyle ilgilenilir; çözülebilecek problemlerde problem odaklı, çözümü zor olan problemlerde ise duygu odaklı yaklaşımlar tercih edilir.

    Bilişsel davranışçı hipnoterapi yaklaşımı ?

    - Bilişsel davranışçı hipnoterapi, davranışçı ve bilişsel terapide kullanılan etkin tekniklerin, hipnoterapi seansı içine katılabildiği bir yaklaşımdır,

    -İşlevsel olmayan tepki-yanıtların değiştirilmesi için davranışçı terapi tekniklerinden; gerçekçi olmayan düşünce-yorum-imajinasyonların değiştirilmesi için bilişsel terapi tekniklerinden; relaksasyon, iyi hissetme ve bilişsel-davranışçı tekniklerle ele alınan konuların zihinde canlandırılması ve telkinlerle güçlendirilmesi amacıyla ise hipnoterapiden yararlanılır,

    Tipik bir Bilişsel Davranışçı Hipnoterapi seansı 40-50 dk. sürer, sırasıyla ;

    • 1- Üzerinde çalışılacak problem alanı ve kişiye uygun çözüm senaryoları üzerinde anlaşma yapılır. Bilişsel yöntem kullanılıyorsa otomatik düşüncelere, temel inançlara ve düşünce hatalarına odaklanılarak nasıl düşündüğümüz ve alternatif düşünce olasılıkları ortaya çıkartılır; davranışsal yöntem kullanılıyorsa, kaçınma ve güvenlik davranışları ve üstüne gitme, sistematik duyarsızlaştırma gibi alternatif davranış ya da rahatlama teknikleri üzerinde çalışılarak, çözüm senaryosu oluşturulur,
    • 2- Hipnoz indüksiyon ve derinleşme teknikleri ile odaklanma ve zihinde canlandırma (imajinasyon) kapasitesinin arttırılması,
    • 3- Tedavi edici telkin ve zihinde canlandırma (birlikte karar verilen senaryo ile eski ve yararsız tepkilerin yerine yeni ve daha yararlı tepkilerin verildiği görüntülü sahnelerin tekrar tekrar zihinde canlandrılması),
    • 4- Hipnozdan çıkma,
    • 5-Post hipnotik telkinlerle olumlu senaryonun pekiştirilmesi ve kalıcılık için ev ödevlerinin verilmesi, ile seans biter

    M+ PSİKOTERAPİ

    Klinik Psikolog ve Psikiyatrist işbirliğinde hafif psikiyatrik, psikolojik, ve evlilik problemlerine yönelik psikoterapi